Son dönemde 8-12 yaş grubundaki kız çocukları arasında adeta bir furya haline gelen yeni bir akım yayılıyor: “Sephora Kids”. Dışarıdan bakıldığında masum bir heves gibi görünen bu durum, çocuklarda beden dismorfiasına (beden algı bozukluğuna) yol açabilecek kadar ciddi tehlikeler barındırıyor.
Küçücük yaşta ağır içerikli kozmetik ürünleriyle tanışan çocukların ciltlerine verdikleri fiziksel zararlar bir yana, yaşadıkları ruhsal tahribat çok daha derin oluyor. Bu akımın yayılmasındaki en büyük etkenlerden biri ise çocukların kendi aralarında oluşturduğu akran baskısı. Birçok kozmetik markasının çocuklara yönelik pazarlama stratejileri ve sosyal medyanın etkisiyle popülerleşen bu akımda, “Sephora Kids” grubuna dahil olmayan çocuklar maalesef dışlanma ve zorbalıkla karşı karşıya kalabiliyor.
Bu durum, her şeyden önce ebeveynlerin çocuklarına köstek değil, destek olmalarını gerektiriyor. Unutulmamalıdır ki kendi beden algısıyla barışık olmayan bir ebeveynin evinde büyüyen bir çocuğun da benzer kaygılar taşıması son derece doğaldır. Ancak böyle bir durum yoksa ebeveynlerin işi çok daha kolaylaşmaktadır. Çocuğun bu duruma ilgisi geçici bir heves ya da sadece arkadaş ortamında kabul görme çabası olabilir. Bu yüzden, sırf dışlanmamak adına bu akıma katılan veya katılmak isteyen çocuklar zamanında fark edilmeli ve onlarla mutlaka yapıcı bir iletişim kurulmalıdır.
Günün sonunda iş, ebeveynlerin çocuklarını çok daha dikkatli ve empatiyle gözlemlemelerine dayanıyor. Günümüz dünyasında çocukları internetten tamamen izole etmek gerçekçi bir çözüm değildir; ancak doğru bir güvenli internet bilinciyle hem kendimizi hem de çocuklarımızı eğitmek bizim elimizde. Onları dijital dünyanın “Sephora Kids” gibi tehlikeli akımlarından korumak, ancak bilinçli ve kaliteli bir ebeveyn-çocuk iletişimiyle mümkün olacaktır.





