Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı

Doğru ve Etkili Reklamın Adresi

Fıtrata aykırı spor, ‘Lût’ kavmini neden hatırlatır? - BaŞakHaberBaŞakHaber

7 Ekim 2026 - 01:38

1969 yılında Bayburt’ta doğdu. İlköğretim ve Liseyi Bayburt’ta okudu.1994-1998 Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu / Spor Yönetimini bitirdi. 2004 -2005-Ankara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu (BESYO) / Yüksek Lisans Özel Öğrencisi.2016-2018-Gelişim Üniversitesi BESYO /Spor Yöneticiliği Bölümünde Yüksek Lisansını tamamladı. 2000-2002 Bağcılar Ensar Koleji Beden Eğitimi Öğretmenliği.2002-2005 Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Spor Uzmanı /ANKARA.2005-2008 İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü-Spor Uzmanı.2008-2011 İBB Spor Etkinlikleri A.Ş.- Spor Tesisi Müdürlüğü. 2014-2018 İBB Spor İstanbul Engelliler Koordinatörü. Gazetecilik ve Televizyon tecrübeleri: 1993-1995 Foto-Maç Muhabirlik.1995-1997 Bakırköy Postası Dergisi (Spor Sorumlusu) 1995-1997 Fanatik Gazetesi-Anadolu Ajansı (Fahri Muhabirlik). Akit-Anadolu’da Vakit Gazetelerinde Köşe Yazarlığı 1997- Devam Ediyor. İstanbul Büyükşehir Beledisi WEB TV’de Spor Muhabirliği ve 2012 Avrupa Spor Başkenti Program Yapımcılığı. Akit TV’de ‘Spor Sohbetleri’ Program Yapımcı ve Sunuculuğu. Birçok spor branşında hakemlik ve antrenörlük belgesi sahibidir.

Ahmet GÜLÜMSEYEN

Fıtrata aykırı spor, ‘Lût’ kavmini neden hatırlatır?

Doğru ve Etkili Reklamın Adresi

Fıtrata aykırı spor, ‘Lût’ kavmini neden hatırlatır?
Son Güncelleme :

18 Eylül 2026 - 21:46

2.142 views

Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı

Futbol, basketbol, atletizm, jimnastik ‘bilmem’ ne kadar branşı içeren ‘sporun’ geniş kitleleri etkisi altına aldığı yıkımın ‘zirve’ yaptığı bir dönemi yaşıyoruz. Bu ‘fırtına-kasırgadan’ en çok etkilenen kesim çocuk ve gençlerimiz. ‘Tekno-medeniyeti’ etkisiyle yaygınlaşmakla kalmayıp şan, şöhret, para gibi dünyalık istek ve hırsın artması, ailelerinde bu duruma rıza göstermesinin giderek değişen, kararan ve çoraklaşan bir yaşam. Sporcu olarak adlandırıp, yarışmacı kimliğiyle bu sürecin bir ‘malzemesi’ haline getirilen bir nesil, arzularının sınırlarını aşma hayaliyle iç huzur ve mutluğunu kaybederek, telafisi olmayan bir çıkmazın içine sürükleniyor. Böylesi bir durum düşünme kabiliyetinin kaybolması, dünyada varoluş gayesi birlikte özünden uzaklaşmasına neden oluyor. Tarih sayfaları böylesi akımların doğurduğu yıkım ve felaketinin örnekleriyle dolu…

MİLLİ VE MANEVİ YIKIMIN TELAFİSİ DE GÜÇ

İnsan vücudunun bilgi işlem ve iletişim ağını, temel yapı taşlarını oluşturan nöronların (sinir hücreleri) etkileşimi için düşünmek kadar, harekete geçme gerçeği var. Sel, yangın, deprem gibi doğal afetlerin getirdiği yıkımları telafi, kentsel dönüşüm adı altında eviniz işyerinizi yeniden inşa edebilirsiniz, ama spor adı altında gerçekleşen milli ve manevi ‘yıkımın’ telafisi, yeniden inşası o kadar kolay olmayacak. İslam’la şereflenmeyip, Müslümanlara düşman kesilen haçlı ve siyonist zihniyetin kurallarını belirleyip, performans (yarışma) sporu adı altında gerçekleştirdiği organizasyon-etkinliklerinde giyim kuşamla bile, bir neslin ahlaki yapısı, kimliği ve geleceği üzerinden olumsuz etkiyi anlamak güç değil. Diyanet İşleri Başkanlığı’nca hazırlanıp okutulan ‘Mahremiyeti Yitirmek Mahrumiyettir’ başlıklı Cuma Hutbesinde, “De ki: Rabbim açık ve gizli bütün fuhşiyatı, günahı ve haddi aşmayı haram kılmıştır.” (A’raf.7/33) ve “İnsanlığın, nübüvvetin başlangıcından itibaren peygamberlerden duyduğu ortak söz, ‘Hayâ etmiyorsan, dilediğini yap!’  sözüdür.” ayet ve hadisleri yer alıyor. Hutbenin sonuç kısmında, ailenin temelini oluşturan muhabbet, sevgi, sadakat ve mahremiyet gibi değerleri korumak ve gelecek nesillere aktarılma hususunun önemine dikkat çekiliyor. Bugün spor adı altında bu ‘mahremiyetin’ hiçe sayılıp, insan ‘fıtratına’ ters düşürme hareketi-gerçeği görmemezlikten gelindiğini görüyoruz. Cinsel mahremiyetin, iffetin ve ahlaki sınırların tamamen çiğnenmesi sebebiyle yok olan en belirgin topluluk Lût kavmi değil mi? Birçok ayet, “Hâlâ düşünüp ders/ibret almayacak mısınız?” şeklinde bitmiyor mu?.?

FITRATA UYGUN HAREKET ETMEK 

(*) İnsan pek çok yönüyle diğer varlıklardan üstündür. Bu yüzden ona eşref-i mahlûkat yani yaratılmışların en şereflisi ve üstünü denmiş. Allah insanı akıl, mantık, kalp, vicdan ve dil sahibi varlık olarak “en güzel biçimde ve kavramda” (ahsen-i takvim) yaratmış. Ruhunu da bedenini de çok güzel var etmiş. Şimdi bu, insana kibir değil, sorumluluk vermesi gereken bir özellik. Allah, “Seni en güzel ve en üstün şekilde yarattım. Muazzam bir yaradılış mucizesi olan varlık âlemini de sana musahhar kıldım, yani senin emrine verdim. Şimdi git emanetime sahip çık.” diyerek, bu sözün ve emanetin muhatabı olarak insana büyük bir mesuliyet yüklüyor. “Bu emanete sahip çıkmak için ihtiyaç duyduğun akıl, mantık, vicdan, irade ve mesuliyet duygusunu senin ruhuna koydum. Tek yapman gereken fıtratına uygun hareket etmek.” diyor. Ama bunun için hem kendi fıtratını, özünü, cevherini, ruhunu hem de varlık âleminin tabiatını ve manasını bilmen gerekiyor. Ama bunları yaparken nereden geldiğini, sana o aklı ve ruhu kimin verdiğini unutma.” (*Öze Yolculuk-İbrahim Kalın-İnsan Yayınları s.25)

Doğru ve Etkili Reklamın Adresi

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Eğitimciler Akademi

Doğru ve Etkili Reklamın Adresi