“Sizden kim bir münkeri görürse onu eliyle düzeltsin, gücü yetmezse dili ile yine gücü yetmezse kalbi ile düzeltsin; bu da imanı en zayıf olandır” (Müslim, İman: 20) buyuruyor Peygamber Efendimiz. Soykırımcı İsrail’in 7 Ekim tarihinden bugüne düzenlediği saldırıda hayatını kaybedenlerin sayısı, an itibariyle 18.800’e ulaşırken, yaralı sayısı 51 binin üzerinde. Bu saldırılarda 52 bin 500 konut oturulamaz hale gelirken, 22 hastane ve 53 sağlık merkezini hizmet dışı kaldı. Bölgede olup bitenlerle ilgili ajanslara yansıyan haberlere göre, Gazze’de silah zoruyla abluka altında yerinden edilen 1,9 milyon Filistinli, barınma, gıda, temiz su, ilaç ve sağlık hizmetlerinden yoksun şekilde yaşam mücadelesi veriyor. Bombalı saldırıları aralıksız devam ettiği için, kabristanda ulaşılamayan Gazze’de sokaklar mezarlığa dönüşecek kadar, bölgede içler acısı bir durum var. Böyle bir tabloya tüm dünya seyirci. Sadece Gazze’de değil, İsrail mezalimi Filistin’in her bir köşesinde. 7 Ekim’den bu yana işgal altındaki Batı Yaka ve Doğu Kudüs’te gözaltına alınan Filistinlilerin sayısı 4 bin 520’ye ulaştığını okuyoruz. Peygamber Efendimizce mümin olmanın en son ve en zayıf noktası olarak değerlendirdiği bir durumu, İsrail’in Gazze’deki soykırımını biz kalbimiz ile düzeltmeye çalışıyoruz…
‘İNSANİ VE VİCDANİ SUÇ İŞLENİYOR’
Filistin’de yaptıklarıyla soykırımın yanı sıra işgalci kimliğine bürünen İsrail’e karşı dünyanın dört bir tarafında öfke ve nefret var. Sokak gösterilerine dönüşen bu eylemlerde, çoğu ülkelerde lider ve yöneticilerinin olmayışı, ülkelerin siyonistlerin taşeronu olan küreselciler tarafından yönetildiklerinin apaçık göstergesi. Tarih böyle bir sürece bizzat şahit olduğumuzu yazacak. Şahit olduklarımızla, Allah’a hesabını nasıl vereceğimizi düşünüyor, inanın işin içinden çıkamıyorum. Katil İsrail’in İslam coğrafyasındaki bu soykırımı yaparken, biz bu sürecin neresinde olduğumuzun hesabı, bir gün bizi gelip bulacak, ya! Hal böyleyken mevki, makam ve çalışma alanımız ne olursa olsun, Filistin’deki insanlık dramına tepkimizi ortaya koymamız gereken bir sürecin içinde olduğumuzun bilinciyle, daha da somut, gönlümüzü de ferahlatacak, nefsimizin değil de kalbimizin ikna olacağı şekilde hareket etmemiz gerekmektedir. Bölgedeki süreci yakından takip eden Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın Biden ile yaptığı son görüşme sonrasında yaptığı açıklamada, şu ifadeler dikkatimizi çekiyor “Özellikle Gazze konusunu Biden’la etraflıca ele aldık. Gazze’deki gelişmelerde, şu an itibarıyla 18 bini aşkın çocuk, kadın, yaşlı, okullar, camiler, bunun yanında kiliseler, bunların yıkılmasının ne denli insani olduğunu…. Bu noktada özellikle Amerika’nın, başta siz olmak üzere buraya müdahil olmanız gerekiyor dedik. Buna sizin müdahil olmamanız halinde bir insanlık suçu var, vicdani suç var. Bizim de burada tabii elimiz, kolumuz bağlı duramayız”…
‘SPOR CAMİASI SOYKIRIMIN NERESİNDE’
Ateşe su taşıyan karıca misali, herkes safını belli ettiği bir süreç işliyor. Spor camiası içinde zulme seyirci kalmayıp, gerekliliğini yapan isimleri görmekteyiz. Son olarak Avustralyalı kriket oyuncusu Usman Khawaja’nın Filistin’e destek mesajının yasaklandığını görüyoruz. Anadolu Ajansında yer alan habere göre, Pakistan ile oynanacak test maçında “tüm yaşamlar eşittir” ve “özgürlük bir insan hakkıdır” yazılı ayakkabılar giymeyi planlayan 36 yaşındaki oyuncu, Uluslararası Kriket Konseyinin (ICC) bu ifadeleri “siyasi” olarak değerlendirdiği için kendisine izin verilmediğini belirtti. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Khawaja, “ICC’nin görüşüne ve kararına saygı duyuyorum, ancak bununla mücadele edeceğim ve onay almaya çalışacağım” ifadesini kullandı. Daha önce sosyal medya üzerinden Gazze’deki sivillere destek veren sporcu, onay almadan ayakkabı giymesi halinde ICC kurallarına göre ihraç edilebiliyor. Khawaja’ya destek veren spor bakanı Anika Wells, “Usman Khawaja harika bir sporcu ve harika bir Avustralyalı. Önemli gördüğü konularda konuşmak için her türlü hakka sahip olmalıdır. O da bunu barışçıl ve saygılı bir şekilde yaptı.” diye konuştu. Uluslararası komite denildiğinde, bugün bölgede olan bitenlerden habersizmiş gibi, sürece sesiz kalmayı tercih eden UEFA ve FIFA’nın tavrı geldi aklımıza.Ülkemizde futbol oynayan yabancı oyuncu sayısına baktığımızda, Süper Lig takımları yaptıkları 276 futbolcunun 184’ünü yabancılardan yana kullanmış. Şu an ligimizde 62 farklı ülkeden oyuncu var. Siz bu futbolcular içinde, İsrail’in Filistin’de sürdürdüğü soykırımı protesto ettiğine şahit oldunuz mu? Varsa da, iki elin parmaklarını geçeceğini sanmıyorum. Aynı durumda, kendilerinin olduğunu düşünün. İşgalci İsrail’in insanları katletmekle kalmayıp, işgal ettiği topraklarda spor tesisleriyle birlikte spor kulüpleri kurup, uluslararası maçlara katıldıklarını görüyoruz. Geçmişte örnekleri oldukça fazla. İnsanların özgürlüklerin elinden alınması ve yaşam mücadelesinin verildiği bir yerde siz futboldan söz edemeyeceğinize göre, mazlum ve mağdur Filistin halkının içinde yer aldığı dramı gündeme getirecek, böyle bir protestonun sadece sosyal sorumluluktan da insani bir görev olduğunu yerine getirecek kesimin sporcular olduğu gerçeğiyle karşılaşıyor ve soruyoruz; Bugün değil de ne zaman?.





