Soykırım ve şiddetin içeriğini oluşturan yumruk ile bomba arasında nasıl bağ oluşacağını, son dört-beş gün içerisinde net bir şekilde öğrenmiş olduk. Ülkemiz ve Filistin topraklarında uygulanan eylem planının yansımalarının neler olduğunu apaçık görmekteyiz. Birisi ulusal, diğeri ise uluslararası, yani dünyanın gözü önünde gerçekleşti. Atılan yumruğa yaptırım uygulanırken, atılan bomba ve soykırımın halen devam ettiğine şahidiz.Böyle bir sürecin sorumluları, elbette ki sürece seyirci kalmayıp, somut adım atarak sonlandıranlar veya tam tersi, uluslararası bir eylem planı olduğundan mı, elden bir şey gelmeyip sadece seyirci kalmakla yetiniliyor. Burada bir kez daha kimlerin hangi durumlarda nasıl bir görev üstleneceğine şahit olmuş olduk…
Hiç kimse kestirmediği bir anda, maçı yöneten hakemin yüzüne yumruk atılıyor. Oysaki maç bitmiş, her iki taraf da birer puanın sahibi olmuştu. ‘Bu yumruk da neyin nesi ki’, merakı uyanıyor! Karşılaşmanın hakemi insani-hayati-vicdani bir hata, kişi veya kişilerin hayatına mal olacak bir durum mu gerçekleşti ki, Cumhurbaşkanımızdan İçişleri Bakanına, Gençlik ve Spor’dan Adalet Bakanı’na kadar ‘kınama’ mesajı yayınlanıyor. Yaşanan tatsız hadise, kontrol altına alınıyor ve kısa sürede neticeleniyor. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) liglerin süresiz ertelendiğini (her ne kadar 24 saat geçmeden geri atsa da) açıklıyor!
Hakeme saldırmak gibi olaylar geçmişte yaşandı. Elbette ki, böyle bir sürecin yaşanmasını hiç kimse arzulamaz. Arzu edilmeyen, istemeyen bir olayın içinde olanlar cezalarını çekmeli. Şimdi süreç yargıda. İlgili kanunlar (622 Sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun) gözden geçirilerek, caydırıcılık açısından yeniden değerlendirileceği açıklaması yapıldı. Kulüp Başkanlığından istifa eden ve gözaltına alınan yumruk sahibinden, karşılaşmanın hakemi, spor kamuoyu ve milletimizden özür açıklaması geliyor. Adalet, dahası vicdan terazisinde ‘özür’ mü ‘kabahat mi’ ağır gelir, kamuoyunun takdirine bırakıyoruz…
Yaşananlarla ilgili düşüncemizi sizlerle paylaşırken, süreçle ilgili Ali Karahasanoğlu ağabeyimizin ‘Yumrukçu yüzünden dünyaya rezil mi olduk!’ başlıklı (https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/ali-karahasanoglu/yumrukcu-yuzunden-dunyaya-rezil-mi-olduk-43978.html ) yazısını okumanızı tavsiye ediyoruz. Futbol başta olmak üzere, sporun sadece spor olmadığı gerçeğini yazılarımıza yansıtmaya çalışırken, dünyada olup biten insani sürecinde takibini yapmak durumundayız. Düşünüyoruz da, tıpkı dünya hayatı gibi, futbol da sahadaki ‘oyun’ olma özelliğiyle kalsa daha iyi olmaz mı? Tüm yaşananlar, görmemiz gereken gerçeklerin de üzerini örtmemeli. Futbol, gündemimizi meşgul ederken, İşgalci İsrail’in Filistin’e yaptığı soykırımda hayatını kaybedenlerin sayısı 18 bin, yaralı sayısı 50 binin üzerinde. Yetkililerin açıklamalarına dikkat kesildiğimizde, abluka ve soykırım altında hayatta kalan 2 milyona varan Filistinli kardeşlerimiz yiyecekle açlığın yanında, korku ve soğukla da mücadele etmek durumunda kalıyor. Futbolumuzu yöneten TFF başta olmak üzere, FIFA gibi uluslararası kurum ve kuruluşlar, hakeme yumruk hadisesinde kınama yayınlarken, aynı haklı davranışı İsrail’in Filistin’deki katliamına sessiz kalmaları, insani ve vicdanı olarak çifte standart değil mi?..





