Sporun bireysel ve toplumsal önemli bir hareket olduğuna dikkat çekerken, insan hayatına olumlu/olumsuz yansımalarına farklı ortamda şahit olmaktayız. Niyetiniz ne ise, spor aracılığıyla toplumsal etkileşiminiz de o olmaktadır!Sporun olumlu yönlerinden, özel gereksinimli, halk diliyle engelli bireylere de, pozitif ayrımcılık olarak nitelendirilecek seviyede yansımaktadır. Nasıl ki insan hayatının çocukluk-gençlik-orta yaş-yaşlılık dönemleri kaçınılmaz, ‘her bir birey engelli adayıdır’ sözünün gerçeğini-yaşanmışlığını, örnekleriyle görmekteyiz. Engelli olalım veya olmayalım, bilmemiz gereken, Kur’an ve Sünnet çizgisinden ayrılmayan özel gereksinimli (engelli) dediğimiz o insanların toplumun önemli değerleri, Allah’ın özel kulları olduğu gerçeğidir. Bu kabullenme sürecinin etkisi-yansıması, onların hayatlarını herhangi aksamaya mahal vermeden devam etmesini sağlayacak, sosyal hayatın içinde yer almakla birlikte kaliteli hayat sürdürmesinde önemli rol oynayacaktır…
Geçtiğimiz hafta sonu ‘Engelsiz Yaşam Fuarı ve Farkındalık Zirvesi’ne ziyarette bulunduk. Orada en fazla dikkatimizi çeken farklılık yerel yönetimler, yani belediyelerin bu alana yaptıkları yatırımlar oldu. İstanbul’da yer alan tamamı olmasa da (dileriz bu hizmet ağı tüm belediyelerde gerçekleşir) bazı ilçe belediyelerinin yanı sıra, Trabzon Büyükşehir Belediyesi, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’yle birlikte, Anadolu’da yer alan ve ismini sayamadığımız birkaç belediye, çalışmalarını sergilemek için fuara katılım göstermiş. Çalışan ve gayret gösteren, iş yapan herkes, üstlendiği sorumluluğun haklı gururunu yaşarve örnek olması içinde bu çalışmalarını sergiler. Hafta sonu gerçekleştirilen fuarda da bunlara şahit olduk. Devletin yetkilerle donattığı yönetimler, aldığı bu yetkiyi vatandaşın yararına, onların hayat kalitesini artırmak için bir görev üstlenmiş ve bununda haklı gururunu yaşıyor. Bu bağlamda emeği geçen herkesi tebrik ederiz. Darısı, böyle önemli bir süreçten, tüm belediyelerin haberdar olması ve harekete geçmesi…
Merkezi veya yerel yönetimlerin gerçekleştirdiği bu çalışmalar, engelli bir bireyin hayatını nasıl değiştirdiği, dahası kaliteli hale getirdiğini, yaşanmış olaylardan görmekteyiz. Hareket eğitimi ve sporda bu değişim sürecinde önemli rol üstlenmektedir, gerçeğinin bir kez daha altını çizmek istiyoruz. Bugün böyle bir süreci içerisinde yer alan Gazi Piyade Binbaşı Özgür Belen’in Anadolu Ajansına (AA) yansıyan hayat hikâyesini sizlerle paylaşmak istiyoruz. Ülkemizin güven ve huzuru için görevi başında gazi olan, yaşadığı o zorlu imtihanın üstesinden nasıl geldiği ve kendisine yeni hedefler koyduğunu, habere yansıdığı şekilde paylaşmak istiyoruz…
“Şırnak’ın Görmeç bölgesinde 5 Nisan 2009’da gerçekleştirilen operasyonda mayına basması sonucu sol bacağının dizden altını kaybetti. Tedavilerinin ardından 2011’de Atlı Spor Eğitim Merkezi Komutanlığında binicilik sporuyla tanışan gazi Belen, 30 hafta binicilik kursu aldı. Türkiye Binicilik Federasyonunun birinci kademe antrenörlük eğitimini başarıyla tamamlayan Belen, ayrıca ulusal ve uluslararası katıldığı Para At Terbiyesi Yarışları’nda pek çok kez birinci oldu. Kara Harp Okulu Atlı Spor Eğitim Merkezi Komutanlığındaki öğrencilere binicilik eğitimi de veren Binbaşı Belen’in hayali, her sporcu gibi paralimpik oyunlarında yarışmak…
“Olay yaşandığında 27 yaşımdaydım. Engelin sonradan olmasıyla doğuştan olması çok farklı. Sonradan engelli kalınca çok farklı sıkıntılarla karşılaşıyorsunuz. Sadece bir uzvunuzu kaybetmiyorsunuz, onunla birlikte özgüven de gidiyor. Yürüme kabiliyetinizi kaybediyorsunuz, eskisi gibi koşma, hareket etme özgürlüğünüzü kaybediyorsunuz. Bu durumlar farklı soru işaretlerine neden oluyor. Bu konuda biniciliğin bana kattığı çok şey var.” Binicilik sporuyla öz güvenini geri kazandığını dile getiren Belen, “Terapide atların çok katkısı olduğunu düşünüyorum. 10 yıldan fazladır ata biniyorum. Benim için yaşam tarzı oldu. Ben bir bacağımı kaybettim ama dört bacak kazandım. Ben o şekilde bakıyorum. Atın üzerine bindikten sonra kanatlandığımı hissettim. Yerde hissettiğim engel veya kısıtlılık duygusu atın üzerinde özgürlüğe dönüştü. Hedefimiz olimpiyatlara katılabilmek. Bu uzun ve zorlu bir yol. Bu yolda da bazı zorluklar da var. Uluslararası yarışlara katılabilmek için benimle birlikte atımın da gelmesi gerekiyor. Bu konularda da bazı aşmamız gereken zorluklar var. Eğer aşılabilirse, atımla beraber bu yarışlara katılabilecek seviyede olduğumuza inanıyorum. En büyük beklentim, olimpiyatlarda yarışan bir sporcu olabilmek”diye konuştu…





