İnsanımızın içinde yer aldığı ‘çıkmazı’ görmek ve çözüm üretmemiz gerekmektedir. Spor, futbol diyoruz ama oyunun kalitesini ortaya çıkarmak için ‘kuralına’ göre oynamamız gerektiğini, her ne hikmetse hatırlamaya yanaşmıyoruz. Yazmak eğer çözüm ise, bugüne kadar farklı ‘bir şey’ mi yaptık? Hayır. Toplumda görev üstlenenler, çözüm beklerken, sorun ‘üretmeye’, mutluluk arzularken ‘kaosa’ çanak tutma özentisi devam ediyorsa, maalesef demek durumunda kalıyoruz! Neticeye baktığımızda, herkesin yaptığı yanına ‘kâr’ kalmamalı.
Sporun-futbolun profesyonelliği ‘kural-kaide’, amatörlüğü ise profesyonelliğin gerekliliğine ‘artı’ bir ‘fedakârlık-özveri’ gerektirir. Yaptığımız çalışmaları ne profesyonel ne de amatörlük ‘anlayışına’ oturtabildik. Hal böyle olunca, toplumsal, kamu yararına olabilecek her bir ‘projeyi’ ön plana çıkarmaksa, karşılıksız-kendi haline bıraktık. Çünkü biz önce ‘biz’ olamadık ki, başkalarının yaptıklarını değerlendirme ‘gayretinde’ olalım. Böylelikle duygularımız değil, alıştırıldıklarımız geleceğe yön vermeye başladı…
Her defasında söyler dururuz; Şahıslar geçici, yaşananlar kalıcıdır! Nedeni ise, topumun üzerinde tesir-izler bırakması. Siz eğer bir spor kulübünü yönetiyorsanız, kendi ‘şirketinizi’ yönetir gibi yönetmelisiniz. Siz eğer ülke sporuyla ilgili kararlar alıyorsanız, toplumun sahip olduğu milli ve manevi değerlere göre yönetim belirlemelisiniz.
Örnek istendiğinde, spor-futbol adına ülke gündemini meşgul eden olaylara bir bakın. Neymiş efendim, bayan voleybolcular Avrupa Şampiyonu olmuş! Neymiş efendim, A Milli Futbol Takımı Ermenistan ile önemli bir maça çıkıyormuş. Neymiş efendim, takımlarımız Avrupa maçlarında doludizgin devam ediyormuş. O da ne, Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç, ailesine geçmiş olsun ziyaretine gelen Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ı eli cebinde vaziyette uğurlamış.
Yeni sezona daha güçlü girmek isteyen kulüplerimiz euro üzerinden ‘yabancı’ ağırlıklı oyuncu transferi devam ediyormuş. Gibi, gibi. Peki, bu yaşananların ‘gündemi’ tamam da, ‘toplum’ üzerinde olumlu-olumsuz etkileşimini ne kadar hesaba katıyoruz?.?
Yukarıda belirtilen her bir konu, detay gerektirmeyecek kadar ‘açık-seçik’ olaylar. Çünkü bugün yaşananlar, dünün devamı niteliğinde. Tekrara düşmeyecek ‘derecede’, çocuk-genç, yetişkin ve yaşlı, kısacası her yaştan vatandaşımız için anlaşılacak düzeyde. Çünkü geçmişin ‘devamı’ niteliğinde.
Benimsediğimiz hal, hareket ve söylemlere ‘vaktinde’ gerekli dizayn-düzenleme getirmediğinizde, yapılan-yapılacakları benimsiyorsunuz demektir! Eğer takdir ettiğiniz bir durum var ve siz ona gerekli desteği vermiyorsanız, sürecin olumlu yönünü görmüyor veya göremiyorsunuz demektir. Burada hemen şu soru gelebilir; Bir örnek verebilir misiniz? Hangi ‘birisini’ vereyim.
Bunu söylerken, ‘Yaz, yaz nereye kadar?’ demeden, dün olduğu gibi bugün de şahsi görüşlerimizi bu ‘satırlarda’ paylaşmaya devam edeceğiz, inşallah. Allah (c.c) her şeyi en iyi bilendir. Sürecin içinde yer alan bizlerin, topluma yararlı-zararlı hadiselerin neresinde olduğumuz-olacağımız önemli. Madem ‘bildiklerimizden sorumluyuz’, sorumsuzca hareketin bu dünya ve ahiret hayatını ‘karartacağı’ ayan-beyanken, hassasiyet gerektiren konularda, Allah muhafaza ‘dilsiz şeytana’ benzeme çabası bir Müslümanla bağdaşmayacağına göre.
Evet, evet; kendimize çekidüzen vermemiz gerekmektedir. Madem hukuk devletiyiz, madem her olayın sorumluluğunu üstlenen ‘makamlar’ var. Sözün özü; haddini-ölçüsünü bilmeyenlerin haddini bildirecek ‘kanun’ ve ‘kuralları’ artık uygulamaya koymamız gerekmektedir…





