Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı

Doğru ve Etkili Reklamın Adresi

Özel eğitim ve hareket eğitimiyle otizmi yeniyor, hayata gülümsüyorlar… - BaŞakHaberBaŞakHaber

19 Nisan 2026 - 18:48

1969 yılında Bayburt’ta doğdu. İlköğretim ve Liseyi Bayburt’ta okudu.1994-1998 Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu / Spor Yönetimini bitirdi. 2004 -2005-Ankara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu (BESYO) / Yüksek Lisans Özel Öğrencisi.2016-2018-Gelişim Üniversitesi BESYO /Spor Yöneticiliği Bölümünde Yüksek Lisansını tamamladı. 2000-2002 Bağcılar Ensar Koleji Beden Eğitimi Öğretmenliği.2002-2005 Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Spor Uzmanı /ANKARA.2005-2008 İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü-Spor Uzmanı.2008-2011 İBB Spor Etkinlikleri A.Ş.- Spor Tesisi Müdürlüğü. 2014-2018 İBB Spor İstanbul Engelliler Koordinatörü. Gazetecilik ve Televizyon tecrübeleri: 1993-1995 Foto-Maç Muhabirlik.1995-1997 Bakırköy Postası Dergisi (Spor Sorumlusu) 1995-1997 Fanatik Gazetesi-Anadolu Ajansı (Fahri Muhabirlik). Akit-Anadolu’da Vakit Gazetelerinde Köşe Yazarlığı 1997- Devam Ediyor. İstanbul Büyükşehir Beledisi WEB TV’de Spor Muhabirliği ve 2012 Avrupa Spor Başkenti Program Yapımcılığı. Akit TV’de ‘Spor Sohbetleri’ Program Yapımcı ve Sunuculuğu. Birçok spor branşında hakemlik ve antrenörlük belgesi sahibidir.

Ahmet GÜLÜMSEYEN

Özel eğitim ve hareket eğitimiyle otizmi yeniyor, hayata gülümsüyorlar…

Doğru ve Etkili Reklamın Adresi

Özel eğitim ve hareket eğitimiyle otizmi yeniyor, hayata gülümsüyorlar…
Son Güncelleme :

23 Nisan 2023 - 20:45

632 views

Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı

Temel spor becerilerinin otizmli bireyler üzerindeki olumlu etkisi Anka Sporla Yaşamla Yaşam Gençlik ve Spor Kulübü’nde ‘yaşayarak’ öğreniliyor. Böyle bir sürecin nasıl gerçekleştirildiğini Spor Kulübünün Eğitim Koordinatörü Fazıl Artan, Akit TV’de Nesim Acar’ın hazırlayıp ve sunduğu programda detaylarıyla açıkladı. 2009 yılında kurulan, Özel eğitim ve hareket eğitimini bir arada yürüten ülkemizin ilk kurumu olma özelliği taşıyan Otizm Anka’da, yüzlerce öğrenci eğitim aldı. Doğru yerde doğru eğitimin bir neticesi olarak, çocuğunun bisiklet bindiğini gören annenin sevinç gözyaşına hakîm olmaması, çocuğunun kendisine ‘baba’ demesinin mutluluğunun şahitlik olunan, çok sayıda anı-hatıra bulunuyor. Böylesine anlamlı eğitimlerin yaygınlaşması için, merkezi ve yerel yönetimlere, ilgili ve yetkilere mesaj olması temennisiyle, Akit TV aracılığıyla paylaşılan bilgileri kamuoyunun haberdar olması için, programda paylaşılan bilgiyi yazıya döküp paylaşmak istedik. Emeği geçenleri bir kez daha tebrik diyoruz. Hayırlara vesile olsun inşallah…

“ÖZEL GEREKSİNİMLİ ÇOCUKLARLA ÇALIŞMAK…”

Ben Fazıl Artan, Iğdırlıyım. Öğrenimimi ilkokul ve lise Iğdır’da, üniversiteyi ise Erzurum Atatürk Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Fakültesi’nden mezun oldum. Ailem Iğdır’da ikametgâh ediyor. Ben yaklaşık yedi yıldır İstanbul’da yaşıyorum ve özel çocuklarla bu işi yapıyorum. Fakültedeyken, bizim engellilerde spor ve egzersiz diye bir dersimiz vardı. Bu dersin hocası Ahmet Şirinkan isimli hocamız vardı, ona selam olsun buradan. Ahmet hocamız engelli çocuklarla bir aktivite yapmamız için oraya iterdi sürekli. Orayla beraber bir merakım, bir ilgim oldu çünkü dışarıda normal gelişim gösteren bir bireyle çalışmak herkes için çok kolaydı, asıl olay özel gereksinim gösteren bir bireyle bir arada olmaktı. Bu beni daha çok çekmiş, daha çok cezbetmişti. Bununla beraber, hani aklımın bir tarafına hep oturmuştu. Daha sonra üniversite bittikten sonra bir gün dolaşırken internet sayfasında Otizm Anka diye bir sayfa gördüm. O zamanlar YouTube daha aktif kullanıyordum. YouTube’dan öğrencilerin videoları, fotoğrafları paylaşılıyordu sık sık. Bu da benim dikkatimi çekti. Ben biraz inceledim sayfayı, baktım dedim ki; ‘Evet bunlar çok güzel şeyler yapıyorlar. Çok zor şeyler başarıyorlardı.’ Dikkatimi çekti, bununla beraber bir başvuru yaptım. Başvurumuz kabul oldu. Bu şekilde çalışmaya başladım…

“14 YILLIK TECRÜBE EĞİTİME DE YANSIYOR”

“Anka biraz multidisipliner bir çalışmayı barındıran bir kurum. Multidisipliner de şudur; Öğrencimizin Anka’da tüm birimlerden eğitim alabildiği bir alandır. Anka’ya gelen bir çocuk özel eğitim alabilir, hareket eğitimi alabilir, oyun terapisinden oyun alabilir, dil gelişim uzmanlarından dil dersi alabilir. Anka’ya gelen öğrenci bütün birimlerden eğitim alabilir.. Bir yere gidiyorsunuz ve çocuğunuz bütün birimlerden eğitimini alıp evinize dönüyorsunuz. Anka’nın en büyük avantajlarından bir tanesi bu. Diğer türlü, aileleri daha çok yoruyor. Örnek veriyorum özel eğitim dersini Avcılar’da alıyor, hareket eğitimini Büyükçekmece’de alıyor. Bu aile için çok zor oluyor. Hepsini aynı kampüste vermek biraz tecrübe isteyen bir olay. Biz 14 yıllık bir kurumuz. Yılların beraberinde getirdiği birikim ve tecrübeyle beraber, bu eğitimi rahat bir şekilde verebiliyoruz…

“SİZ ÇALIŞIN, ONLAR BAŞARIR”

Otizm, aslında nörogelişimsel bir bozukluktur. Otizmli çevresinden aldıkları uyaranları doğru bir şekilde alamayıp, doğru bir şekilde aktaramadıkları nörogelişimsel bir bozukluktur. Bununla beraber ise otizmde iletişimsel bozukluklar vardır, davranışsal bozukluklar vardır. Yineleyici hareketler vardır daha çok. Ben ortalama yedi yıldır bu çocuklarla çalışıyorum. Benim Toygar isimli bir öğrencim vardı mesela. Ben ona masa tenisi oynamayı öğrettim. Ben öğrettim ama şu an benden daha iyi oynuyor. Zorlanıyorum artık. Diyorum ki artık yetmiyorum bazen çocuğa. Çocuk daha sekiz yaşında. İki yıldır bizde, Anka’da eğitim alıyor. Ata biniyor, dörtnala at koşturuyor, bakın. Daha farklı bir öğrencimiz vardı, şu anda bizde değil; çok iyi yüzerdi. Yüzücüydü bu çocuk. Senden benden daha iyi yüzüyordu. Otizmli çocuklar bir şey yapamaz deyip üstünü kapatmak, çok doğru bir şey değil. Şunu derlerdi eskiden: Otizmli çocuklar sadece dört tekerlekli bisiklet sürebilir, diyorlardı. Alakası yok. Otizm Anka’da eğitim alıp da iki tekerlekli bisiklet süremeyen öğrencimiz hiç olmadı. Hatta bizim kurumun önünde bir tane yol var. Biz kendi dilimizde oraya şöyle bir isim taktık. Dünyanın en çok bisiklet sürmeyi öğrenen yolu adını verdik biz oraya. Evet, zor mu? Zor oluyor. Terlemek gerekiyor mu? Çok terlemeniz gerekiyor. Ben 45 dakika içerisinde üç kere tişört değiştirdiğimi çok iyi hatırlarım; o güneşin altında, o soğukta. Hiç problem değil. Yeter ki çalışın. Bizim kurucularımızdan Halil hocamız vardır. Onun şöyle bir sözü vardır: Siz çalışın, onlar başarır. Biz çalışıyoruz, onlar kazanıyor…

“BİZ EMEK VERİYORUZ, ŞİFAYI VEREN RABBİMİZDİR”

“Çok fazla mükâfatları var. Şöyle bir örnek vereyim size. Bir öğrencimiz eğitime başladı, ben ailesinden bisiklet istedim. Dedim ki hani çocuğunuza bisiklet de alın, çünkü bisiklet derslerimiz de var. Ailesi bana şunu söyledi: “Hocam bizi boşuna umutlandırmayın. Bizim çocuğumuz bisiklet süremez ki düzgün yürüyemiyor bile. Ne bisikletinden bahsediyorsunuz?Sonra Rabbim nasip etti, bu bizlik bir şey değil bu arada. Biz emek gösteriyoruz, sonuçta şifayı alan da veren de sadece Rabbimizdir. Biz aracıyız sadece. Biz aracı olduğumuz zaman görevimizi iyi yapmak istiyoruz. Görevinizi iyi yapmanız için de tecrübeli olmanız lazım, bu alana emek vermeniz lazım. Dediğim gibi mesela biz bisiklet dersi, istedim ben bisiklet. Geldi bisikletimiz. Çocuk bisiklet sürmeyi öğrendi. Tabi hemen göstermiyorsun ailesine, biraz daha mutlu olsunlar, sevinsinler diye. Bir gün yolda biz bisiklet dersi yapıyoruz. Tam bisiklet sürmeye başladı, dedim ki artık çekelim videosunu ailesine atalım. Rabbim nasip edecek ya, çocuk bisiklet sürerken karşıdan annesi arabayla geliyor. Bisiklet arabayla karşı karşıya durdu böyle. Ben hiç unutmam o günü, çocuğun annesi yolun ortasında oturup ağladı, sevinçten ve mutluluktan. Buna benzer binlerce örnek vardır…

“OTİZMLİ BİREYLERE KARŞI FARKINDALIK ARTTI”

“İnsanların otizmli bireyle karşı biraz farkındalığı arttı. Eskiden bu kadar değildi. Eskiden neydi, çok yanlış bir cümle biliyorum ama çocuklara ‘delidir’ derlerdi köylerde, maalesef. Siz de az çok bilirsiniz. Ama şu an öyle değil artık. Şu an insanların artık farkındalığı arttı, insanların bakış açısı arttı. İnsanlar biraz önce dediğim gibi, kabul etmeye başladı. Eskiden üç yaşı ve üzerine otizm denebiliyordu. Şu an bizim Beylikdüzü şubelerimizde 14 aylık eğitim alan bebek var. Bebek bu daha. Çünkü küçük yaştaki bir çocuğun aldığı eğitimle beraber bir yerlere gelmesi, bir yerlerden sıyrılması daha kolaydır. Sayıları evet arttı ama rakamlardaki kadar değil. Artan, insanların biraz daha bilinçlenmesi, farkında olması…

ERKEN TEŞHİS VE EĞİTİMİN ÖNEMİ

Erken teşhisin eğitimdeki önemi çok çok kıymetli. Yani şöyle bir şey düşünün. Şimdi biz çocuklarla bazı çalışmalar yapıyoruz. Örnek veriyorum, topu al ve at. Topu al atın 14 aylık bir bebeğe verdiği faydayla, 10 yaşındaki bir çocuğun geri takla atması belki de aynı şeydir. Geri takla atmak çok zordur. Çocuğa kattığı fayda olarak bahsediyorum. Küçük yaşta olduğu beyin tam daha gelişmediği için, gelişimini tam tamamlamadığı için çocuğun oradaki gelişimi daha çabuk, daha hızlı olur. Kontrol altına almamız daha çabuk olur. Bu yüzden erken dönemde teşhisi kabul etmek lazım. Kaçamazsınız bundan. Ne kadar kaçarsanız kaçın, kendi çocuğunuzun hakkına girmiş oluyorsunuz. Bu çok farklı bir konu. Çocukların belli bir dönemi var, gelişme çağı var, kritik çağı var, konuşmaya başlama çağı var, göz kontağı kurma zamanı var. Diyorsunuz, konuşmuyor, göz kontağı kurmuyor, komut almıyor, gelmiyor, gitmiyor. Burada bir sıkıntı var diyorsunuz. Ya, amcası da öyleydi, dayısı da öyleydi, denildi. Bu çok kolay oluyor. Bizim annelerden en çok duyduğumuz şikâyetlerden biridir. Hâlbuki öyle değil bu olay. Amcası öyle olsa bile, sizin çocuğunuzda hiçbir yoksa bile, bireysel bir eğitim alması çocuğa hiçbir şekilde zararı olmayacak ki. Sizin çocuğunuzda hiçbir şey yoksa bile, bireysel eğitim alması çocuğa bir zararı olmayacak ki. Farzedin ki sizin çocuğunuz özel gereksinimli değil, normal gelişim gösteren bir çocuk. Gelip ne yapıyor ki. Spor yapıyor, masa başında oturup bireysel özel eğitim dersi alıyor. Dil terapistinden, dil dersi alıyor. Sizin tabirinizle diyorum, ona otizmli denecek bir şey yapmıyor ki çocuk orada. Erken yaşta eğitim almaya başlıyor aslında. Otizmli değilse, ne olacak! Çocuk normal gelişim gösteren birisi olsa bile çabuk gelişecek, akranlarından bir adım önde olacak. Otizmli ise o karanlığa gömülmeyecek. Ama şurada bir etken var. Doğru yerde, doğru eğitim. Elimizde bir altın var bizim. O altını siz doğru işlerseniz, parlatırsanız o kıymete biner. Altını çöpün içine atar, üzerine basıp geçerseniz, o çöpün içindeki değerli altını görmezseniz bile. Elimizdeki altını iyi işlemek, doğru işlemek gerek. O altını doğru işlemediğiniz zaman kaybediyorsunuz. Biz çok böyle öğrencilerimiz var, onaltı onyedi yaşlarında eğitime başlayan öğrencilerimiz var, aileleri çok zor durumda. Gerçekten çok zor durumda, bu duruma ben birebir şahit oldum. Çok üzülerek söylüyorum bunu ama annesini babasını döven çocuklar var. Evladıyla alışveriş merkezine çıkamayan anneler var. Evladını bir okul kabul etsin diye, okulun kapısında yatan anneler babalar var. Var, bunların hepsini görüyoruz. O nedenle erken fark etmek, erken kabul etmek gerekiyor

AİLELER EĞİTİM SÜRECİNİN NERESİNDE OLMALI?

Aliler eğitimin sürecinin merkezinde yer almalılar. Çocuklarla alakalı biz bir iş yapıyoruz. Bunu böyle, şunu şöyle yapmalı diye, ailelere anlatıyoruz. Aslında anne ve baba ne yapması gerektiğini bizden daha iyi biliyor. Sadece orada anne ve babanın vermiş olduğu duygusallıkla beraber, yapıyorlar bazen. Ama bazen rol yapmak gerekiyor. Bazen tiyatrodan da olsa, çocuğun önünde dik durmak gerekiyor. Özel bir çocuğunuz var ise biraz daha dik durmak gerekiyor. Evet, duygusal bakın tabi, hepimiz duygusal bakalım. Bazen de tiyatrodan da olsa o dik duruşu göstermemiz gerekiyor. Aile eğitimin merkezinde olması gerekiyor. Eğitim çocuğun hayatında bir yere kadar olacak. Biz bazı öğrencilerimizi mezun ediyoruz artık. Anka’da eğitime başlıyor. Multidisipliner bir eğitimle beraber artık mezun ediyoruz, artık gidiyor. Ama şunu diyoruz, her zaman aile bilinçli olması lazım. Çocuk hayatına yön verebilmesi lazım. Ayağı her zaman eğitimin merkezinde olması lazım. Eğitimcisiyle sürekli iletişim halinde olması lazım. Örnek veriyorum, özel eğitimcisi çocukla kurum içerisinde, masa başında 45 dakikalık ders yapmaya çalışıyor. Bunu alıp annenin evde desteklemesi lazım. Ama alt basamaklamayı iyi kurduktan sonra. Anne eğitimin merkezinde olduğu zaman çocuk daha fazla öğreniyor, daha çabuk yol alıyor. Ve küllerinden doğan Anka kuşu misali var ya, küllerinden daha çabuk doğuyor. O nedenle ailesiz olmaz

“ÇOCUKLAR İŞLENMEYİ BEKLEYEN ALTIN DEĞERİNDE”

Anka 14 yıllık bir kurum. Biz özel eğitim ve hareket eğitimini bir arada yapan ilk kurumuz. Ben 7 yıldır Anka’da eğitmenlik yapıyorum. Yaptığım işi, profesyonelliği, her şeyi bir köşeye bırakıyorum şimdi. Bizlere bu çocukları tanıttıkları, bizlere doğru eğitimi tanıttıkları için, ben sadece çalışanları olarak Anka’ya teşekkür ediyorum. Çünkü dışarıya çıkıyorum bazen. Gerçekten üzülüyorum, içim acıyor. Çocuk mesela 4 yaşında. Dört yaşındaki bir çocukla siz çalışmanız için bu alanda çok iyi olmanız lazım. Bu alanda bir şey bilmeniz lazım. Çocuğa bir şey öğretirken o skalayı iyi görmeniz lazım. Örnek veriyorum Instagram’da video paylaşıyorsunuz. O videonun biraz izleniyor. Çocuğun başarı 8 aslında, sen 2 öğretebiliyorsun. Aile 2 olan başarı skalasını görüyor ya, mutlu oluyor. Normal başarı skalasının 8-10 olduğunu bilmiyor ki. Çünkü aile çocuğundan bir başarı görmemiş. Siz çağırdığınız zaman gelmeyen, problem çıkartan, bir iş yapmayan, evde sağa sağa sola koşturan, markete gitmeyen, berbere gitmeyen bir çocuğum var benim diyor. Tutuyor elinden bir kuruma geliyor. Çocuk aslında altın. Çocuğu iyi tanısan, iyi analiz etsen, doğru frekanstan girseniz çocuk işlenmesi gereken altın. Evet, Anka bu alanda 14 yıldır var ve çok emek ettik. Bir öğrenciyi mezun etmek, herkesin yapabileceği bir durum değil…

ANKA’DAN MEZUN OLAN ÇOCUKLAR

“Çocuğun okulumuzdan mezun olduğunu şöyle karar veriyoruz. Çocuk bize hiçbir ihtiyaç duymadan, kendi ihtiyaçlarını karşılayabiliyor. Bağımsız tek başına okula gidip gelebiliyor. Bütün öz bakım ihtiyaçlarını kendisi karşılayabiliyor. İletişim problemleri yaşamıyor. Bu tip sorunları aştığı zaman çocuğa, evet sen mezun olabilirsin, diyoruz. Her zaman şunun altını çiziyorum, ailelerin çok bilinçli olması gerekiyor. Biz, bir yerde çocuğun hayatından çıkacağız ama onu yönlendirici, iyi bir rehbere her zaman ihtiyaç duyacaklardır. Bunu da kabul etmek gerekiyor…

YURT DIŞINDAN EĞİTİM ALAN ÖĞRENCİLER

Almanya, Rusya, Arap ülkeleri gibi yurt dışından gelen öğrencilerimiz var. Gelen aileler genelde Türk kökenli oluyorlar. Burada şu oluyor. Ailelerle konuşuyoruz, çocuğunuzla iletişim kurarken hitabımız ne olsun, diye. Ailelerin isteklerine göre, biz çocukla iletişim kuruyoruz. Arabistan’dan gelenler genelde Arapça. Ailelerle konuşuyorsunuz, Arapça bilen eğitmen istiyorlar. Bunun sıkıntısını yaşamadık biz. Kurumumuzda Arapça bilen eğitmenlerimizin sayısı fazla. Bununla birlikte Almanya ve diğer ülkelerden gelen öğrencilerle iletişim konusunda çok fazla problem yaşamıyoruz. Almanca bilen eğitmenlerimiz zaten var. Rusya’dan gelen öğrencilerimiz var, bununla alakalı da problem yaşamıyoruz. Çünkü Rusça bilen hocalarımızvar. Şöyle oluyor zaten. Bir otizmli çocukta konuşabilecek kelime sayısı bellidir. Birde biraz daha yaşı küçük ise örnek veriyorum 50-60 kelime, örnek. Bu kelimeleri bildiğiniz zaman, çok fazla problem yaşamıyorsunuz. Dediğimiz gibi, bizim olayımız aslında şu. Biz çocuğun eksiği ne ise, çocuk bizden ne istiyorsa, biz ona onu veriyoruz. Benle 100 kelime Rusça konuş diyorsa ben çocuğu 200 kelime Rusça bilen eğitimciyle çalıştırıyorum, çocuğun ihtiyaçları neyse ben ona göre şekil alıyorum…

“MOTİVASYON KAYNAĞIMIZ BAŞARI”

“Tabi şuan bizim öğrencileri mezun ettiğimiz zaman sağ olsun devletimiz bu özel gelişim gösteren engelli çocuklara devlet kapısı açıyor zaten. Bu öğrencilerimiz belirli bir seviyeye geldikten sonra bir yerlerde memur olarak çalışabiliyorlar. Milli takımda sporcu olabiliyorlar. Kendi ayrı özel federasyonları var bu çocukların, bununla beraber yol katediyorlar. Bizim üniversite de eğitim alan öğrencimizde var, şuan milli takım kamplarına katılan masa tenisçi öğrencimizde. Bizden bireysel olarak bağımsız okula gidip gelen öğrencimizde var. Bunlar bizi çok mutlu eden şeyler. Mimaroba Şubemizde dün, bir tane çocuğumuzu mezun ettik. Bunlar bizi çok mutlu eden şeyler. Özel çocuklarla çalışıyorsanız bir tane motivasyon kaynağınız vardır, o de oda başarı. Mezun ettiğimiz çocuğun bize verdiği mutluluğu, kimse bize kolay kolay veremez.

“BİZ 7 YILDIR İŞE DEĞİL, ANKA’YA GİDİYORUZ”

“Ben 7 yıldır Tepekent Anka Şubesi’nde çalışıyorum, binlerce eğitimci gelip gitti, bakın binlerce. Bazen metrobüse biniyorum birisi bana, nasılsın Fazıl Hocam nasılsınız, diyor. Nereden diyorum? Çünkü o kadar çok insan geldi gitti ki. Çünkü bu iş sadece maddi çıkarlar için yapılacak bir iş değil. Sabah evden çıkıyorum kuruma gidiyorum. Bir arkadaşım ne yapıyorsun Fazıl, ben Anka’ya gidiyorum, derim. Ama sana sorduğum zaman, işe gidiyorum dersin. Biz işe gitmiyoruz. Biz hiç işe gitmedik. Biz Anka’ya gittik. Biz Anka’ya gittiğimiz için bu işi uzun süredir yapabiliyoruz. Sadece maddi olay için bu işi uzun sure yapamazsınız. İnsan akıyla, insan nefsiyle yapılmaz. Bu böyle…

“OĞLUM BANA BİR KEZ BABA DESİN, YETER”

“Bizim unutamadığımız yüzlerce anımız var. Ha ne vardı, eğitime başladı çocuk. Çokta güzel bir çocuktu, aklıma gelince mutlu oldum. Eğitime başladı, yerinde durmuyor çocuk. Arkadaş çocuk yerinde durmuyor, tutamıyorum çocuğu, küçücük, sarışın bir çocuktu. Durmuyor yerinde, o zaman 3 yaşındaydı çocuk. Oturamazdı, gözünüze bakamazdı, komut almazdı. Tek başına bilgi birikimi işe yaramıyor. Anne 7 dil biliyor, babası ise sayılı iş adamlarından. Adama şunu sordum, en istiyorsunuz, dedim. Oğlum bana bir kez baba desin yeter, bir kere, başka bir şey istemiyorum hocam, dedi. Anneye sordum, ne istiyorsunuz, diye. Oğlumla gezmek istiyorum, dedi. Ne kadar basit değil mi! Babalara oğlu her gün, baba der. Bazen dur, bazen sal derler. Öyle değil mi, bazen babalar oğullarına ‘dur’, biraz ‘sus’ der. Ama o adamın derdi, bir kez olsun çocuğunun ‘baba’ demesi. Anneler her gün çocuklarıyla dışarı çıkıyorlar, geziyorlar. O anne bana diyor ki, çocuğumla gezmek istiyorum, diyor. Bu kadar mı dedim, bu kadar dedi. Sonra çocukla çalışmaya başladık. Dil gelişim uzmanlarımızla yaptığımız çalışmalarla beraber, özel eğitimli hocalarımızın ortak çalışmasıyla beraber, 6 ay sonra kitap okumaya başladı. Yaşam liderinin yaptığı sosyal yaşam çalışmalarıyla, annesiyle beraber ülke turuna çıktı çocuk. Bunlar çok özel şeyler, buna benzer çok anımız var…”

Doğru ve Etkili Reklamın Adresi

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Eğitimciler Akademi

Doğru ve Etkili Reklamın Adresi