Engelli bireyler için hareket ve egzersizin önemi, çoğalan nüfus sayısına bağlı olarak her geçen gün artmaktadır. Sporun engelli bireyler için önemine vurgu yaparken, bu vurgunun önemi, düşüncenin uygulamaya geçmesi. Bu görevi, sorumluluk üstlenen herkesin yerine getirmesi, engellilerin spor yapması lüks diye nitelendirilen ve ‘yapılsa da, yapılmasa da olur’ anlayışından uzak olması gerekmektedir. Bunun için gerçeklere kör, topal, sağır ve akıl yoksunluğu bir anlayışla değil, duyarlılık/sağduyuyla yaklaşmak gerekmektedir…
ENGELLENEMEYEN TÜRKİYE YÜZYILI
Engelli bir bireyin evinden çıkıp sosyal/günlük yaşamın içinde yer almasında spor önemli bir araç olduğuna göre, bu aracı ‘harekete’ geçirecek yakıtı/ politikayı üretmek zorundayız. Geçtiğimiz günlerde Ak Parti Ankara Sosyal Politikaları Başkanlığınca ‘Engellenmeyen Türkiye Yüzyılı’ adı altında program düzenlendi. Programa partili, belediye başkanları ve vatandaşlar katıldı. Bu tür buluşmalarını önemsediğimiz kadar, asıl üzerinde durulması gereken, buluşmalarda sarf edilen sözler üzerinden, bugüne kadar neler yapıldı/yaşandı, bundan sonra ise neler yapılacağı, yapılması gerektiği hususu. Ak Parti adına konuşma yapan Sosyal Politikalardan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Jülide Sarıeroğlu ‘Engellilere yönelik spor, sağlık, eğitim ve kültür faaliyetlerinden en önemlisi zihinsel dönüşüm sürecidir’ şeklindeki düşüncelerine katılmamak mümkün değil. Sayın Sarıeroğlu ifadesiyle ‘özel çocukların hayatın her alanında daha mutlu yer alacak’ ve AK temelli politikalarla engellilerin, sosyal hayata katılımının teşvik edildiğini söyledi…
BAŞARILAR MADALYALARLA TAÇLANDI
AK Partinin ‘Engellenemeyen Türkiye Yüzyılı’ isimli programda sarf edilen sözlerin, bugün ne kadarı hayata geçirildi, oranını bilmiyoruz. Bildiğimiz ve duyduklarımız, bu hususta son 20 yılda önemli yol alındığı, gerçeği. Süreci engellilerin spor yapması bakımından değerlendirirsek, gelişim sürecinin hükümet politikalarının olumlu yansımalarını, rakamlardan da görmek mümkün. Yapılan açıklamalarda Türkiye’de özel sporcular, bedensel, görme ve işitme engelli spor federasyonların toplam 45 bin 923 lisanslı sporcusu bulunuyor. Engelli sporcular, bu sezon uluslararası yarışmalarda 187’si altın 530 madalya kazanmış. Bu sportif başarı elbette ki durduk yerde değil, belli bir yatırımın neticesinde geldi. Diğer önemli ayrıntı ise, engelli bireylerin çatısı altında faaliyet gösterdiği spor federasyonlarındaki sporcu sayısı. Anadolu Ajansıya yansıyan haber içeriğinde, Lisanlı spor sayısının federasyonlara dağılımı ise şöyle; Özel Sporcular Federasyonun 21890, İşitme Engelliler 11431, Görme Engelliler 4255 ve Bedensel Engellilerde bu rakam 8347. Sportif başarıların madalya dağılımı ise Özel Sporcular 77, Bedensel Engelli Sporcular 303, İşitme Engelliler 96 ve Görme Engelliler 54. Bu şu manaya geliyor; bize imkân verdiniz, biz başardık…
SPOR VE YAŞAM MERKEZLERİNİN ÖNEMİ
Bir engelli bireyin hareket ve egzersiz yapması, o engelli birey için en önemli başarı ve ödüldür. Kendisi için bir imtihanı geçip, sonuca ulaşıyor. Hal böyleyken, partilerin engelliler için hayata geçirdiği spor politikaları içerisinde vatandaşların spor yapacağı tesis, malzeme ve eğitmen önem taşımakta. Bu üç unsurun olmadığı yerde siz, sporun ‘s’ sinden bahsetmeniz mümkün değil. Bu süreci işletecek, çarkı dönmesinde ‘enerji’ kaynağı, partilerin (ilgi ve yetkililerin) kısa, orta ve uzun vadeli projeler olmakta. En önemli belirtisi/göstergesi ise, bize göre, engelliler hizmetine sunulan/sunulacak olan ‘Spor ve Yaşam Merkezleri’. Sizler de iliniz veya ilçenizde bu merkezlerin yer alıp almadığına bir bakın. Bu ve benzeri merkezlerin esamesi okunmuyor ise, yerel yöneticilerin bu anlamlı çalışmalardan henüz haberdar olmadığı anlamına gelir. Veya işlerine geldiği gibi hareket ediyorlar. Bunun adı da keyfiyettir. Deyim yerindeyse, onların kulaklarına birileri ‘su kaçırması’ gerekmekte. Vatandaş talebini bildirecek, eğer herhangi bir ‘hareket’ gözlemlenmediği takdirde, merkezi yönetimin bir ‘yazılı’ beyan veya emriyle o proje hayata geçirilecek. Vatandaşların menfaatine olacak bu ve benzeri yatırımlar, halkın menfaati düşünülerek, kişilerin kendi isteğine bırakılmamalı. Varsın emrivaki olsun. Cumhurbaşkanımız Erdoğan her defasında, ‘Biz vatandaşımıza hizmet etmeye son nefesimize kadar devam edeceğiz’ vurgusu yapmıyor mu? Öyleyse bu hizmetler, parti ve teşkilatları için keyfi değil, zorunluluktur. Yazımızda dikkat çektiğimiz konu, Ak Parti Ankara Sosyal Politikalar Başkanlığının gerçekleştirdiği ‘Engellenmeyen Türkiye Yüzyılı’ programı üzerinden bir mesaj/katkı olsun…





