İslami Dayanışma Oyunları Anadolu’muzun güzide ismi manevi değerimiz Mevlana ile anılan Konya şehrimizde, tüm ‘çıplaklığıyla’ devam etmektedir. Oyunların en önemli çıkış kaynağı İslam ülkelerinin bir araya gelerek ‘dayanışma’ örneği sergilenmesi. İyi niyet gibi gözüken oyunların kuralları ve yapılış şekline bakıldığında ise bazı branşlarda İslam ile bağdaşır yanının olmadığı görmek zor değil. Yarı çıplak vaziyette kıyafetler mi dersiniz, dövmeli veya istavroz çıkaran sporcular mı, yoksa kadın ve erkeklerin aynı ortamda (spor yapan-izleyenler) mi! İslam’ın şartlarına uymayan, Müslüman kimlikle bağdaşmayan ‘spor’ adı altında bir uygulama şekli…
1997 yılında kardeş ülke Azerbaycan’da gerçekleştirilen oyunların takipçisi olmuş, İslam adı olan bir etkinlikte yaşanan-yaşatılan rezaleti ve Müslüman kimliğimizle bağdaşmayan oyun içinde ‘oyun’ olduğuna, ta o vakit dikkat çekmek istemiştik! Ülkemizde yapılmaması konusunda ‘uyarı’ mahiyetindeki görüşlerimizi, yine bu satırlarda dillendirmiştik. Belki biz söyledik, biz yazdık mahiyetinde, dikkate alınmadığı şeklinde bir serzenişimiz oldu ama Allah (cc) her şeyi en iyi bilendir. İhsan Şenocak Hoca, Cübbeli Ahmet Hoca ve diğer ilahiyatçılar, konunun ehemmiyetine dikkat çekmiş, oyunların İslam ile bağdaşmayan yönlerine açıklık getirmişlerdi. Üstad Abdurrahman Dilipak da, spor adı altında İslam ülkelerine yaşatılan skandallara daha fazla dayanamayarak “İslami dayanışma ‘oyunları’ları!” başlığı ile “Bu oyunların içindeki “oyun”u görmek için İslam alimi mi olmak gerekiyor? Bırakın alim olmayı orta zekalı herkes görür bunu… Adında ‘İslami’ kelimesi geçse de, bu oyunlarda Müslüman olma şartı bulunmuyor. Sormak gerek, oyuncunun Müslüman olması gerekmiyorsa, bu “İslami bir oyun” mu!? Her ikisi de değilse niye adı ‘İslami Dayanışma Oyunları’. Bu işin içinde bir oyun yok mu!.. Arama motoruna “artistik, aerobik, ritmik jimnastik” yazın ve sonra görsellere bakın, anlarsınız bu sporun ne kadar “İslami” bir spor olduğunu…” şeklinde düşüncelerini paylaşmış… Gazetemiz YENİAKİT aracılığı ile bizleri takip eden siz değerli okuyucularımız hatırlar. Bayanların güreşmelerinin nasıl bir neticeler doğuracağını sürekli bu satırlarda yazdık. Bununla da yetinmeyip, kamuoyunun daha fazla aydınlanması için de uygunluk durumunu ‘Diyanet İşleri Başkanlığı’nın o gün aktif olan ‘ALO-190’ fetva hattına sormuştuk. Aldığımız cevap ‘Uygun değildir’ şeklinde olmuştu. Sorumuzu, günümüz şartlarına göre güncelleyelim. Adında İslam kelimesi bulunan ve ülkemizde gerçekleştirilen İslami Dayanışma Oyunları’nı, yapılış şekliyle caiz olup olmama konusunu Diyanet İşleri Yüksek Kurulu’na sorsanız acaba ne der?.?
KAMUOYUNUN CUMHURBAŞKANIMIZ’DAN BEKLENTİSİ
Bakın, Gençlik ve Spor Bakanımız önceki gün yaptığı açıklamada, İslami Dayanışma Oyunları tarihinde bir ülkenin aldığı en çok madalya ile ‘oyunlar’ tarihinin en başarılı ülkesi olduğumuzu açıkladı. Dün olduğu gibi bugün de spor organizasyonların eksiksiz olarak başlaması ve devam etmesi için verdiği çaba için Sayın Bakanımızın hakkını teslim etmek gerekir. Kendisinin eleştirilmemizi zorunlu hale getiren husus ise, bu ve benzeri spor adı altında gerçekleştirilen organizasyonlarda gençler ağırlıklı olmak üzere vatandaşlarımızın milli ve manevi değerlerinin tahrip edilmesi.
Şimdi gözler, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a çevrildi. Oyunların, kural ve kaideleri açısından İslam ile bağdaşmayan yönlerinin, bu durumun ise toplumumuz manevi tahribatına neden olduğu gerçeği göz önüne alınarak, İslam ile bağdaşmayan mahiyette/bu şekilde olduğu takdirde, bir sonraki organizasyonlar katılmama kararı alındığını görmek isteriz.. Bu tür bir açıklama, sadece bizim değil, İslami hassasiyetten yana olan duyarlı kamuoyunun da beklentisidir…





