2014 yılında gösterime giren “Geride Kalanlar” filmi gündemime düştü. İncil’de yazan bir ayete göre inananların ansızın gök yüzüne çekilmesi, kalanlar içinde dehşetli geleceğin olacağı haberinin söylemleri… Uçağa biniş ile başlayan film, aldatan bir beyin kızı ve ünlü bir gazeteci ile başlamakta. Aniden insanların kıyafetlerinin içinden çekilmesiyle bütün dünyada bir kaosa olması. İnanç ve inançsızlık arasında yapılan sorgulamalar en dikkat çekice sahneleri.
Baba kız ve gazeteci hayatta kalmayı başarabilmiş başroller. Baş rol kızın annesinin söylemlerinin doğruluğunu sorgulamak adına koşturmaları, bir hastanenin yeni doğum bölümüne gelmesi, kiliseye gidip papaz ile görüşmesi ve papazın söylemleri can alıcı noktalardan.
“O büyük gün geldi, inananlar çekildi, yazılanların doğru. Annen inanlardandı.” Söylediğine inanmasını istemesi boş rol kızın sorgulamasını yaparken Papaza kullandığı söylemleri: “sözlerine sen kendin bile dinlememişsin, inanmamışsın, Ben neden dinleyeyim neden inanayım ki?”
Saf suresin 2 ayetinde iman edenlere hitap eden Rabbim Allah’ın, niçin yapmayacağımız şeyleri söylediğimizi, yapmayacağımız bir şeyi söylememizin büyük bir günah en tiksindirici şey olduğu ayetini aklıma gelen oldu.
Film kadar kısa olan hayatımı gözümün önüne alıp imanımı test etmeme sebep olan film; hiç kimsenin hiç kimseye ne fayda ne de zarar verebileceği, borçluların borcunu ödemek için bir araya getirileceğine inandığım o günde, zerre iyiliği ve kötülüğün karşılıksız kalmayacağı hakikatini bir daha hatırlatmış oldu.
Ölmeden önce ölmenin pek de kolay olmadığını, bu kadar büyük bir olay geçirildiği halde inanmayanların da inanmayacağı hakikati da güzel işlenmişti. Heyhat ki durum hep aynı olacaktı. İlgili ayet secde suresinde şu şekildeydi;
“ Günahı hayat tarzı haline getirenleri Rablerinin huzurunda başları eğik vaziyette; Rabbimiz! Gördük ve işittik. Şu halde bizi dünyaya geri döndür de iyi bir şeyler yapalım. Artık kesin olarak inandık. Demekte olan suçluları bir görsen!” (secde:2)





