Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı

Doğru ve Etkili Reklamın Adresi

Formülsüz Mutluluk - BaŞakHaberBaŞakHaber

16 Mart 2026 - 23:53

Canan İssiyil Kimdir? Sosyolog /Aile Danışmanı/Çocuk Gelişimi Ve Eğitimi/Eğitim Öğrenci Koçu Arel Üniversitesi Çocuk Gelişimi Programından sonra İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümünü bitirmiştir. Biruni Üniversitesi Aile Danışmanlığı Sertifika Programını tamamlayan İssiyil Psikoterapi eğitimlerini sürdürmektedir. Umut ve Temas Odaklı Evlilik Terapisi Kısa Süreli Çözüm Odaklı Psikoterapi Kişilik Bozuklukları Psikoterapisi Masal Terapisi Uygulayıcısıdır. SERTİFİKASYON: Enneagram (Mizaca Göre Kişilik Tipleri) Uzmanlığı Bilgi Üniversitesi Icf Onaylı Eğitim Ve Öğrenci Koçluğu MMPI Kişilik Testi Uygulayıcısı Objektif Çocuk Zekâ Değerlendirme Testleri Uygulayıcılığı Yönetim ve Organizasyon Etkili İletişim ve Beden Dili 360 Derece Performans Değerlendirme Eğitimi gibi pek çok sertifikaya sahiptir Canan İssiyil çeşitli kurumlarda seminerler vermiş ve vermeye devam etmektedir. Aile içi çatışmalar ve çözüm yolları, ergen - ebeveyn problemleri, öfke problemleri, zaman yönetimi, iletişim ve motivasyon, öğrenci odaklı ders çalışma yöntemleri, Ennagram (mizaca göre kişilik tipleri) uygulamalarına yönelik iş kariyer eğitim program ve seminerleri gibi pek çok alanda danışmanlık ve eğitim hizmeti vermektedir.

Canan İSSİYIL

Formülsüz Mutluluk

Doğru ve Etkili Reklamın Adresi

Formülsüz Mutluluk
Son Güncelleme :

31 Aralık 2021 - 22:16

690 views

Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı

Mutluluk nedir, nerden alınır, nasıl sahip olurum, kim satar?

Bu sorular size de tuhaf geldi mi ?

Evet mutluluk satın alınmaz azaldığın da  serum olarak damardan da alınmaz

O zaman şöyle bir bakalım mutluluk neymiş ne menem bir şeymiş…

Mutluluğun hormonu olması nasıl bir his yani aslında gözle görüp elle tutamadığımız bir duygu bedenimizden bağımsız mı hareket ediyor?

Seratonin hormonu uykumuzu yeterince almaktan, dengeli beslenmekten , duygusal alanlarımızın kontrolü, sindirim sistemimizin düzenli çalışmasına kadar pek çok fonksiyonun dengeli çalışmasını sağlar.

Seratonin hormonunu artırmak evet çikolata yiyerek bir yere kadar mümkün olabilir. Seratonini artırarak mutlu olmak  için bütün gün çikolata yediğinizi düşünsenize şeker komasına girmek istemezsiniz nede olsa

O zaman nerede bu mutluluk haydi bulalım…

Hani deriz ya bazen çok mutlu hissediyorum bazen çökkün. İnişli çıkışlı olmak çok yoruyor. Bir türlü dengede kalamıyorum.

İyilik hali her zaman aynı olamaz gün içerisinde yaşadığımız durumlara verdiğimiz anlam ve tepkiler iniş çıkışlara neden olur bunu biliyoruz. O halde iyi hissettiğimiz zamanlara bir bakalım bize dışarıdan gelen bir takım sebeplerle mi iyi ve mutlu hissediyoruz yoksa içimizdeki pozitif tetikçiyi destekleyecek durumlar yaşadığımızda mı? Peki hangisi kalıyor hangisi kısa sürede gidiyor?

Mutlu olmak için birine bir şeye yada bir sebebe ihtiyaç duyduğunda hepsi anlık oluşur ve geçer. Eğer senin içinde mutlu olmak için kaynak yoksa dışarıdan gelen her mutluluğa bağımlı olabilirsin. Bu zararlı bir madde olabildiği gibi internet, arkadaş, partner, eş hatta iş bile bir bağımlılık oluşturabilir. İçinde görmezden geldiğin boşluk duygusundan kaçtığında  yok olmuş olmaz.

İnsan zihni boşlukta kalmış görülmemiş duyguların yerine bir şeyler koymak ister. Çünkü evren boşluk sevmez ve hiçbir şey kaybolmaz. Boşluk zannettiğimiz havanın içinde dahi insan ve doğanın sesleri mevcut. İşte bu görmezden geldiklerimizin yerine koyduklarımızla  hazzı deneyimlemeye çalışırız. Ancak bir süre sonra dışarıdan alınan  ve içinde var olmayan duygu sende beslenemez ve gider. Bir iyi bir kötüyüm dediğimiz yer tamda burası. Gerçek olmayan imajine benliklerimizi mutlu etmeye çalıştığımız geçici tamponlardır kendileri.

İçimizde var olan kaynakla irtibatta olduğumuzda dışarıdan gelen darbelere karşı çok daha dayanıklı olur kısa sürede çözümler üretebiliriz.

Doğada zaman geçirdiğinizde mutlu olursunuz nefeslendiğinizi mola verdiğinizi hissedersiniz. Görmesini farketmesini bilen için yaradan her şeyi insanoğlunun emrine sunmuş her şey doğada hazır olarak mevcut. Bir gökyüzüne , bir denize, yada bir ağaca baktığınızda ne hissedersiniz? Doğa rahatlatır evet ancak asıl önemli olan farkındalığınızdır. Örneğin farkındalıksız ayakları henüz yere basmayan bir ergeni ormana götürdüğünüzde niye geldik ne var burada ağaç çiçek her yerde var ne gereksiz diyebilirken farkındalıklı bir birey içine çektiği nefesle kokladığı çiçekle ağaçla kuşla huzur bulup mutlu olabilir. İşte içerideki kaynak burada  devreye girer biri farkındalıkla nefes alıp huzur bulurken diğeri aldığı nefesin farkında değildir ve huzursuzdur dolayısıyla da anlık mutluluk yaşar. Nefesi aldığımızda geri veremediğimizi ya da verdikten sonra alamadığımızı düşündüğümüzde ne çok şükür sebebimiz var. Farkındalığı yüksek insanın mutluluğu her an her dakika sürmese de ( ki normal olan budur) iç huzurunu dengede tutmayı sürdürebilir. Farkındalığı olmayan kişi ise stres ve koşturmacanın içinde adeta kaybolur.

Her gün kendine  on dakikalık yatırım yapabilirsin. Sadece on dakika pencerini açıp hiçbir şey düşünmeden aldığın derin ve yavaş nefeslere odaklanıp sahip olduklarına şükür ettiğinde kendini şarj eder böylelikle aslında kendi özdeğerini de artırırsın. Zamanım yok ki deme bu sadece zihninin oyunu. Her şeye ve herkese zaman yatırımı yaparken kendini ihmal ediyorsun. Artık bunu değiştirme zamanı gelmedi mi? Örneğin sabah uyandığında derin nefeslerle on dakika doğaya odaklanmak ve güneşin doğuşunu izlemek doğal seratonindir. Epifiz bezini harekete geçirir.İşe geç kalırım diyorsan sadece on dakika erken kalmayı dene…

‘’Yaşam iyi hissetmek değil her şeyi hissetmektir’’ der sevgili  M. Zihni Sungur hoca

Mutluluk mücadele etmektir. Bir şeyler için savaşmadığında ona kavuşmanın tadını alamazsın. Mücadele etmek olmasaydı hepimiz robot gibi duygusuz olurduk. Daha yolun başında mücadelemiz başlar. Bir bebek normal doğumla hayata gelirken of yoruldum yeter artık der ve mücadele vermezse ölür. Yapılan çalışmalarda sezeryanla doğan hazıra konan bebeklerde mücadele ruhunun normal doğana göre daha az olduğu görülmüş.

Farkındalıklı mutlulukla ilgili çeşitli kaynaklardan çok şey okuyup dinleyebilirsiniz gelelim ikinci konuya

Genellikle kadınlar ne için evlenmek istersiniz sorusuna mutlu olmak için diye cevap verir. (Korkmayın beyler size bu soru genellikle sorulmaz:)

Sanki mutluluk evlilik kurumunda ve eşinin cebinde hazır bekliyor. Bir evi yuva yapmak için iki kişilik mutluluğa ihtiyaç var. Şayet sen evliliğin gerçekte ne olduğu ile ilgili farkındalığa sahip değilsen eşinin çeyizinden piyango olarak  mutluluk çıkmasını bekleme. Partnerine yüklediğin bu misyonun ağırlığının farkındamısın?  Senin o yaşa kadar biriktirip besleyip büyütüp önemsemediğin mutluluğu eşine akşam eve gelirken ekmek al der gibi yanına al gel diyorsun. Bunun  ağırlığını sen taşıyabilseydin evliliğine zaten getirirdin. Sanki mutluluk sadece kadına verilmesi gereken bir hediyeymiş gibi kanıksamışız. Kendin bunun için çaba göstermeden mutluluğu sadece karşındakinden beklemek ne kadar adil? Aslında bu durum bir bakıma ruhunun büyümeyip  çocuklukta kalmışlığının göstergesi. Çocuk ebeveyninden sevgi şefkat ister hazır alır. Çocuğun ben merkezciliği adeta yetişkinlikte de sürdürülür. Nüfus cüzdanı yetişkin olduğu halde ruhu çocuklukta kalmış kadın yada erkek ne çok insan var. Ergenlik döneminde özgürlüğünü ilan eden çocuğun kendini tanıma hayat amacını bulma neyle mutlu olduğunu keşfetme yolculuğuna destek vermediğinizde çocukluk döneminde olduğu gibi  mutluluğu dışardan almaya çalışır. Erken çocukluk döneminde hiç sevgi, ilgi, şefkat görmemiş olan çocuk bunu nasıl sağlayacağını bilemez. İkili ilişkilerinde çocukluk çağında  beslenen yada beslenemeyen duyguyu arar. İşte evliliğe çeyizinde sevgi ilgi ve açlığı getiren birey bunu eşinden bekler. Çocuğuna bağımlılık geliştiren ebeveynlere baktığımızda kendi ebeveynlerinden ya da eşinden alamadığı sevgiyi bu sefer çocuğuna geliştirdiği bağımlılıkta arar.

Elbette ki partnerden de alacağınız sevgi ilgi şefkat duyguları yeri ve zamanına göre var ancak o içindeki yaralı boşluk ne yazık ki bu şekilde dolmaz. Burada öz sevgi öz şefkat devreye girmeli ve eşler bunun üzerine birlikte mutluluk koyabilmeli. Tıpası olmayan koca bir havuzu tek bir musluk tek başına dolduramaz ve tek taraflı çalışan sevgi ilgi bir süre sonra arızalanır. Sende tıpa yok havuzu doldurmayı karşıdan bekliyorsun. Bu  gerçekten haksızlık olmuyor mu?

Evliliklerde pek çok sorun buradan kaynaklanmakta . Alma verme dengesini sağlayamayıp tek taraflı almak istiyoruz. Verenin de bir kapasitesi olduğunu unutma

Gerçek mutluluk geçmişine acımadan gelecekten korkmadan yaşamaktır. Kurban rolünden çıkıp kendine farkındalıkla bakmak eksiklerini doğru tespit edip tamamlanmaya çalışmaktır. Siz tam ve bütün yaratıldınız içinizdeki cevheri bulmaya başladığınızda mutlu olmak için başkasından beklentiye girmezsiniz. Sağlıklı  bir ilişkide beklenti olmaz çünkü zaten her şey olması gerektiği gibidir. Kendi aile yaşantınızdan getirdiğiniz bohçayı açıp çeyizi ortaya koyun eksiğiyle fazlasıyla eve birlikte yerleştirin sonra karşısına geçip bakın bur da neyi eğri koyduk hangisi eksik nasıl tamamlarız. İşte tüm hikaye bu.

Yaşamda dualite vardır  her zaman salt mutlu salt iyi salt pozitif olamayız. C.G. Jung’a göre her insanın gölge yanları vardır. Kendinde görmediğin gölge yanların ilişkiye yansıyarak  ilişkide kendini onarmaya çalışıyor

İnsan sadece kötü veya sadece iyi olamaz. Olumsuzu yönetmeyi öğrenmek olumlu olanı güçlendirmek mükemmel olmak yerine hayatı geldiği gibi kabul edip keşfetmektir. Mükemmel olmaya çalışmak ,mükemmel iyi olmak, mükemmel iyiyi bulmak sadece hayal kırıklığıdır. Çünkü mükemmel olan sadece Allah’tır.

İnsan olmak biraz artı biraz eksi olarak dualite de var olmak ve eksiklikleriyle mutlu olmayı başarabilmektir.

Şayet  diyorsan ki mutluluk mu kaldı, yaşam git gide zorlaştı, tat tuz kalmadı. Bu duyguları hissederken haklı olabilirsin ancak kendi içine bir yolculuk yapıp mutluluğu  bulana kadar o seni bir köşede beklemeye devam edecek başka şansın yok…

Yeryüzünde her şey senin emrine verilmiş haydi 2022 de her nimete her insana her hayvana tüm dünyaya ve sahip olduğun her şeye  şükürle bakmaya başla.

Şükür her şeyi büyütüp  çoğaltacak güçtedir.

Sağlıklı bir 2022 dileğimle.

SOSYOLOG/AİLE DANIŞMANI
Canan İssiyil

Doğru ve Etkili Reklamın Adresi

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Eğitimciler Akademi

Doğru ve Etkili Reklamın Adresi