Peygamber Efendimiz döneminde spor hangi düzeyde vardı ve yapılış amacı neydi? İlahiyatçı-Yazar, aynı zamanda eski bir sporcu olan Sayın Ali Kemal Kastan hocamızın verdiği cevapların ikinci bölümünü sizlerle paylaşmak istiyoruz. Hayırlara vesile olsun inşallah…
ZALİMİN ZULMÜNE ‘HAYIR’
DİYEN MÜSLÜMAN BİR KİMLİK
“Peygamber Efendimiz (S. A. S.)’in en büyük sünneti, zulme savaş açması ve adaleti tesis etme çabasıdır. Onun ümmeti olduğumuzu iddia eden bizlerin de en büyük görevi, bu en büyük sünnetin peşinde yürümek yani zulme savaş açmak ve adaleti tesis etmek için çaba sarf etmektir. Bizim en temel iman ilkemiz olan “Tevhid İnancı” da bu dünya hayatında barış ve adaleti oluşturan temel ilkedir. Çünkü Allah’tan başka ilah olmadığına bütün varlığıyla inanan bir insan, kimseye zulmedemez, zulmettiği takdirde kendisini Allah’ın gazabından kurtarabilecek hiçbir güç olmadığını, olamayacağını bilir. Aynı zamanda zulme rızanın da zulüm olduğunu bilir. Kendisi yapmasa bile şahit olduğu bir zulme engel olmazsa, bunun hesabını Allah’ın kıyamet günü kendisine soracağını ve Allah’ın gazabından kendisini kurtaracak hiçbir güç olmayacağını bilir. Görüldüğü gibi “Tevhid İnancı” da barış ve adaletin tesis edilebilmesinin temel ilkesidir.
‘SPORUN TEMEL FELSEFESİ ZALİMİN ZULMÜNÜ ENGELLEMEKTİ’
Peygamberleri incelediğimizde hepsinin bedenen de güçlü insanlar olduğunu görürüz. Başta Davut (a.s.), Süleyman (a.s.), İsmail (a.s.) olmak üzere tüm peygamberler çok güçlüydüler. Musa (a.s.) öyle güçlüdür ki, Kur’an-ı Kerim, onun tokat vurduğu kişinin öldüğünü bildiriyor. “Osmanlı Tokadı”nın menşei de, Musa (a.s.) tokadıdır. Osmanlı askeri, silaha ihtiyaç duymadan tek tokatta zalimi etkisiz hale getirmeyi hedeflerdi.
Peygamber Efendimiz (S. A. S.) de diğer peygamberler gibi güçlü fiziğe sahipti. Hz. Ali buyuruyor ki, biz savaşta bunaldığımızda Peygamber Efendimizin yanına sığınıyorduk, o denli güçlüydü. Atıcılık, okçuluk, güreş, koşu, yürüyüş, yüzme, ağırlık kaldırma ve binicilik peygamber efendimizin bizzat ilgilendiği sporlardı. Bu sporları incelersek bugün yapılmakta olan altmış-yetmiş spor çeşidinin tamamının temelini oluşturduğunu anlarız.
Bütün bu açıklamalarımızdan anlaşıldığı gibi Hz. Peygamber Efendimiz döneminde temel sporların tamamı yoğun olarak mevcuttu ve bu sporun temel felsefesi, zalimin zulmüne engel olacak güçlü bir beden ve zihinsel yapı, güçlü bir kişilik elde etmekti…”
‘SPOR, HADİS KİTAPLARININ CİHAD BÖLÜMÜNDE YER ALIYOR’
“Ashabı Kiram’ın günlük hayatı, cihada hazırlık için yapılan güreş, koşu, atıcılık, binicilik, ağırlık kaldırma, yüzmeyle doluydu. Bu bize, sporun o mübarek insanların nazarında ne derecede önemli olduğunu gösteriyor. İnsanlık tarihindeki en ciddi şahsiyetlerden biri olan Hz. Ömer (R. A.) halifeliği döneminde valilerine emirnameler ve talimatlar göndererek spor müsabakaları organize etmelerini istediğini görüyoruz. Sporlarla ilgili hadislerin, hadis kitaplarının cihat bölümünde bize aktarılıyor olması da İslam’da sporun temel felsefesi konusunda ipucu veriyor.
Bu gerçeği çok iyi anlamış olan ecdadımız çok güçlü olmak için gereken her şeyi yapmıştır. Tarih içinde onların bu özellikleri hakkında çok şey söylenmiştir. Bunlardan biri de 17. yüzyılda yaşamış İtalyan ressam ve filozof Torquato Tasso’dur. Tasso ecdadımız hakkında şunları söylüyor: “Türklerden bahsediyorum… Düşmanına saldırırken amansız bir kasırgaya, korkunç bir denize ve insafsız bir yıldırıma benzeyen Türk; dost yanında ve silahsız düşman karşısında bir seher yelidir, berrak bir göldür.”
Not; Ali Kemal Kastan hocamızla gerçekleştiğimiz ‘Asr-ı Saadet’te Sporun Felsefesi’ söyleşimizin tamamını sosyal medya hesaplarımızdan (youtube-instagram; ahmetgülümseyen) ulaşabilirsiniz.





