Dolar kurunun artışını bahane eden 28 Şubat’ın kalıntılarının, sokaklarda yürüyüş yapmaya kalkıştığını görüyoruz. Sözde eylemlerle amaçlanan toplumun huzur ve refahını bozmak, ekonomi, sanayi, ticaret, sağlık ve daha birçok alandaki gelişmişliğe duyulan hazımsızlık. Bugün ekonomi üzerinden ülkenin birlik, beraberliğe ve huzuruna bozmak, 2023 vizyonu doğrultusundaki yatırımlara duyulan nefret içerikli tavrın kaynağının kim olduğunu tahmin etmek güç değil. Dünü araştırdığımızda, bu tür hadsiz teşebbüsler tarihin her safhasında, 1960 yılında başlatılan ve ortalama her on yılda bir gerçekleştiğini görmekteyiz. Biz de süreci, çalışma alanımız olan sportif açıdan değerlendirmek istiyoruz. Ülkenin ekonomik alanına katkı sağlayan spor turizmine baktığımızda, son yirmi yılda nereden nerelere gelindiğini net bir şekilde görmek mümkün. Spor turizmi denildiği vakit, dört beş ayla sınırlı olan güneş ve deniz, kısacası Akdeniz bölgesi akla gelirdi. Hükümetin yatırım politikalarıyla, yapılan çok amaçlı tesislerle yılın dört mevsim ve 365 günü spor yapma imkânına sahip olunuyor. Örneğin Antalya’da denize girilirken, hemen yanı başında olan Torosların zirvesinde kayak yapmak mümkün.
EKONOMİYE SPORLA KATKI
Türkiye’miz her alanda olduğu gibi spor yatırımları açısından da, dünyanın önde gelen ülkelerin arasında yer almayı başardı. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, spor turizminde gelişmişliğini, sporun dünyada gittikçe büyüyen dev bir endüstriye, büyük ekonomik pazara dönüştüğünün farkında olduklarını belirten ifadeler, konunun hassasiyetini o kadar net özetliyor ki. Bugün ülkemizde gerçekleştirilen spor yatırımlarının nedenlerini yine kendi ifadesiyle ‘Tesislerin kalitesinin spor turizminin artmasını ve ciddi bir ekonomik kaynak haline dönüşmesini sağladığını, tesisleşme hamlesiyle her türlü uluslararası spor organizasyonlarını gerçekleştiriyoruz’sözlerinden anlıyoruz. Ülkemize yönelik içerden ve dışardan eylem planları kaynağının gelişmişliğe, kalkınmaya duyulan hazımsızlıktan başka bir manaya gelmiyor…
HAKKÂRİ’NİN DAĞLARINDA KAYAK
Havaların soğuduğu ve kar yağışıyla birlikte beyaz örtüyle kaplanan yüksek kesimleri sportif bakış açısıyla değerlendirdiğimizde, akla kayak merkezleri gelmektedir. Önceleri kayak dendiği vakit sayıları bir elin parmaklarını geçmeyen Uludağ, Ilgaz, Erciyes ve Palandöken gelirdi. Bugün ise Türkiye’de güvenli bölgeler listesine Doğu ve Güneydoğu da eklenmiş bulunmaktadır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın spor turizmiyle ilgili açıklamalarında belirttiği gibi, düne kadar adı terörle anılan bölgelere yapılan yatırımlar ve inşa edilen tesisler sayesinde bugün tabiat ve kış sporlarının cazibe merkezine dönüşmüş, Hakkâri’nin dağlarında dahi vatandaş kayak sporu yapabiliyor hale geldi…
ÜLKE YATIRIMLARI HAZIMSIZLIK DOĞURUYOR
Kayak Merkezlerinin yaygınlaşması, serbest zaman denilen tatil günlerini verimli geçirmek isteyen vatandaşın, bu tür aktivitelere katılımını da kolaylaştırıyor. Onlar için kar yağışıyla birlikte, bulunduğu bölgesindeki kayak merkezi uğrak yeri oluyor. Tesislerin sayılı olmasından dolayı düne kadar ancak ekonomik durumu iyi olan vatandaşlar bu imkândan yararlanırken, bugün hiç de öyle olmadığını görmekteyiz. Sağlık başta olmak üzere turizm ve ekonomiye önemli kaynak oluşturan spor tesislerine baktığımızda, her bir köşesi ayrı bir güzelliğe sahip hiçbir bölgemiz, bu yatırımlarda göz ardı edilmemiş. Erzincan’da bulunan Ergan Dağı Kış Sporları ve Doğa Merkezi, Sivas’ın Yıldız Dağı Kış Sporları Turizm Merkezi, Gerede Arkut Dağı Kayak Merkezi, Antalya Saklıkent kayak Merkezi, Ardahan Yalnızçam Kayak Merkezi, Burdur Salda Kayak Merkezi. Ve daha sayamadığımız ve sayıları her geçen gün artan tesisler. Her karışı şehit kanıyla sulanan bu topraklara yapılan kalıcı yatırımları gördükçe, ‘birilerinin’ hazımsızlığı devam edecektir. Bizler için değer taşıyan, birlik ve beraberliğimizi devamı ve ülke menfaati için yapılan kalıcı yatırımlar…





