Allah (cc) buyuruyor; ‘Oysa onların tek gerçek kabul ettikleri bu dünya hayatı hakikatle sadece bir oyun ve eğlenceden ibarettir, âhiret yurduna gelince işte asıl hayat odur, keşke bunu bilselerdi!’ (Ankebût Suresi-64)
Trabzonspor yenilgisiz lider, Galatasaray derbi mücadelesinin galibi Beşiktaş. Fenerbahçe’nin üst üste yenilgisi. Futbolda yer alan bu haber başlıkları, bir hafta yetecek kadar oyunun içerisinde yer alan bizleri uyutacağından emin olabilirsiniz. Futbolda takımının kazanmasını kendini odaklayan ve oyunun parçası olan taraftar, teknik adam, başkan ve oyunun parçası olan diğer unsurlar. Taraftarı ‘sokağa’ çağrılması kadar sosyolojik, transfer, borsa, bahis gibi ekonomik boyutlandırılan bir aktiviteye/futbola artık oyun demek mümkün değil! Oyun içinde oyun olduğunun bir başka örneği ve toplumun ‘sinir uçlarına’ dokunan, yeni stadın açılışında patlatılan konfetiden Kur’an-ı Kerim sayfalarını futbol sahasına saçılması. Böyle bir olayın kabullenilir bir tarafı olması mümkün değil. Şöyle bir düşünün, milyonluk yatırımlar yapıyorsunuz, açılışını yaptığınız o tesiste yaşanan ise, kabullenilir gibi değil. Yaşanan alçakça olayın failleri yakalanmış ve süreç şimdi yargıda…
Yeni Ordu Stadı’nın açılış maçı öncesi gerçekleşen Kur’an-ı Kerim ayetlerini içeren sayfaları parça parça kesilerek konfeti olarak sahaya fırlatılması ne akıl ne de iman ve vicdan sahibinin kabul etmesi mümkün değil. ‘Taraftar Grubu lideri tarafından orta ve lise öğrencilerinden kullanmadıkları ders kitaplarını getirmelerini istedikleri, İki ayrı matbaada kestirerek konfeti haline getirdikleri tespit edilmiştir. İlgili 4 şahıs kısa sürede gözaltına alınmış olup konu ile ilgili adli ve idari tahkikat devam etmektedir…’ İnanlar için kutsal öğüt, şifa, rehber olan kutsal kitapta yer alan ayetleri yer aldığı sayfaları, adına futbol denilen ve geçici zevk ve gösteri için konfeti haline, gösteriye dönüştürülme sürecine, bu toplumun fertleri nasıl geldi, hiç düşündük mü? Affedilir bir tarafı olmayan böyle bir tutum içinde olanlar için, Allah (cc) buyuyor; ‘Bilinmeli ki Allah’ın âyetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah suçlunun hakkından gelen mutlaka güç sahibidir.’ (Âl-i İmrân Suresi) Bu bir hata mıydı, art niyet mi, provokatörlük mü, akıl tutulması mı, bilinmez. Bilinmesi gereken insan vicdanında mahkûm edilen sorumluların, Kur’an’a saygısızlık yapanların hukuki açıdan da gerekli cezaya çaptırılması. Ordu’da bu olay yaşanırken, stadlar ve maçların kişinin akılları nasıl çeleceğini, Üstad Necip Fazıl’ın 1967 yılında kaleme aldığı ‘Burası Mithat Paşa Stadyumu’ başlıklı yazısıyla, konunun hassasiyetine dikkat çekmiş, paylaşmak istedik;
BURASI MİTHAT PAŞA STADYUMU!..
“Radyonun satışı unutuldu ve bütün bitpazarı tipleri, satıcılara, alıcılara, küfecilere kadar maçı dinlemeye koyuldular. Hayretle durup manzarayı seyretmeye başladım. Evindeki çocuk lazımlığını eline alıp bitpazarında satmaya gelen yeldirmeli kadına varıncaya dek tesir halkası içine alınmadık insan bırakmayan bu korkunç cazibe merkezi ne korkunç şey! Meyhaneden dershaneye, sonunda “hane” eki bulunan her yerde o yerin her ferdini unutturup yalnız kendisini hakim kılan, kendisinden başka hiçbir meseleye söz hakkı vermeyen maç…
Bizzat şahit olduğum hapishanede, insanın havayı emmekten bezdiği ve güneşi görmekten tiksindiği şartlar altında bile alaka duyulan maç: Müdürü, jandarması, gardiyanı ve mahkumu, hırıltılı hapishane hoparlörünün hunisinde kaynaşırlar.
Şu futbol, din çapında öyle bir vecd kaynağı olmuştur ki, konuşmaya başlayan çocuğun ilk kelimesi “Gol!” olsa şaşmamalı… Artık insanda kafa meşin top, beyin meşin top, kalp meşin top, mide meşin top… Bu nefsani ra’şenin yanına ruh ve fikir ürpertisini getirebilecek ve memleket kalesinin önündeki büyük mesele topunu muazzam bir şutla ağlara takacak santrafordan ne haber?” (Necip Fazıl Kısakürek Çerçeve-4 /10 Ocak 1967)





