Ülkemizde sporun sevk ve idaresinin büyük ‘dilimi’ Spor Federasyonları üzerinde. Pandemi nedeniyle 2020 yılında yapılamayan Spor Federasyonu Başkanlığı seçimleri 2021 Kasım ayında yapılacak. Başkan adayları seçim için hummalı bir çalışma içerisinde. Federasyon başkanı olan ‘yeniden’ anlayışıyla görevi devam ettirme, ilk kez aday olanlar ise daha iyisini yaparım iddiasında. Geçmişte yaşananlara bakıldığında, her bir seçim, bir önceki seçimimin adeta devamı niteliğinde. Dikkatimizi çeken ise seçimde o koltuğa oturan bir daha kalkmak istemiyor olması! Her seçim arasından dört yıl geçiyor, değişen sadece ‘aday’ bolluğu. Şunu da belirtmekte yarar var; belki bariz değişim gösterip de, bizim tespit edemediklerimiz olabilir, onlara da haksızlık etmeyelim. Bizim de gözümüzden kaçmış ve aşağıda değineceğimiz başlıklar dışında bir faaliyetleri var ise, bilgilerini bize ulaştırırlarsa, bilgi sahibi olmaktan memnunluk duyarız…
SPOR FEDERASYONLARI NE KADAR ÖZERK?..
Şu anda görevde bulunan mevcut hükümet, 2000 yılı başlarında göreve geldiğinde, önceki dönem yönetimlerin yapamadığını gerçekleştirerek, Spor Federasyonlarını özerk hale getirilme çalışması gerçekleştirdi. İyi niyetle çıkılan bu yolda, maalesef neticeye alınamadı dersek, sanırım kimseye haksızlık etmiş olmayız! Federasyonlar ilk beş yılda yarı özerklik, ikinci beş yılda ise tam özerkliğe kavuşturulacaktı. Özerklik elbette ki durduk yerde değil de, ilgili federasyon Başkanı ve Yönetiminin çalışmasıyla gerçekleştirecekti. Geride kalan yıllara baktığımızda, mevcut hükümet dönemindeki federasyonların her geçen yıl katlanarak artan bütçelerine rağmen, sporumuzun federasyonlar düzeyinde iyi yönetilmediğinin de göstergesi oluyor. Devam edelim…
İNSAN YETİŞTİMEK VEYA TRİBÜNE OYNAMAK…
Sporu sadece sportif başarı olarak değerlendirmemek gerek. Ki; diyelim öyle, ortada elle tutulur, gözle görülür bir başarıda rastlamıyoruz. Öyle olmasaydı hiç 2020 Tokyo’da elde edilen 13 madalya ile genel sıralamada 35’inci sırada tamamlar mıydık! Peşine takılıp gittiğimiz ve adına ‘elit sporu’ edilen ve tamamen madalya/kupaya odaklanılan ‘performans’ sporunda dünya sıralamasının çok gerisindeyiz. Öyleyse geriye ne kalıyor. Az da olsa devamlı olan herkesin katılım gösterdiği (her defasında ihmal edilen) sportif etkinliklerin düzenlenmesi. Böylelikle daha çok katılımcı daha çok sporcu demek. Daha çok sporcu ise sportif başarıları beraberinde getirecektir. Yıllardır bir lisanslı sporcu fulyası almış başını gidiyor. Aktif sporcu sayısına bakıldığında, lisans sahibi olan kişilerin ancak % 20’ye yakını aktif sporun içinde olduğu görülecektir. Gençlik ve Spor Bakanlığının mali dağılımda (mali bütçeden) daha çok pay alma yahut görev aldığı (İyileri tenzih ederiz – Başkan, Müdür, Uzman, Antrenör vb.) koltuğu sağlamlaştırma peşinde. Bu da demek oluyor ki herkes şov peşinde, yani tribünden kopamıyor…
BAYRAĞI DEVREDECEK ERDEMLİ BAŞKANLAR
Ülkemiz Başkanlık sistemine geçtikten sonra, Bakanlık sayısı 24’ten 16’ya düşürüldü. Gençlik ve Spor Bakanlığı da bu yapının içerisinde mevcudiyetini korudu. 2021 bütçesi ise 22,8 milyar TL. Bu sürecin devam ettirilmesinde en önemli etken, Cumhurbaşkanımızın Recep Tayyip Erdoğan’ın spora olan ilgisi. Mevcut hükümet döneminde gerçekleşen yatırımları bizzat Cumhurbaşkanımızın kendisinden dinleyelim; ‘2002’de ülkemiz genelinde 1575 tesis varken bugün bu sayı 2 kattan fazla artarak 3 bin 903’e çıktı. Atletizm pistlerimizin sayısını 12’den 56’ya, spor salonlarımızın sayısını 372 den 904’e yükselttik’. Devamında ne diyor Sayın Erdoğan; Türkiye çok genç nüfusa sahip olmasına rağmen sporda istenen, beklenen, arzulanan başarıları uzun yıllar yakalayamadı..’
Un, şeker ve yağın olduğu yerde, mevcut Spor Federasyonu Başkanı helvayı yapamıyorsa, zahmet olmazsa elinde sımsıkı tuttuğu ‘başkanlık’ bayrağını, başarısızlığına bağlı olarak teslim etmeli! Devir teslim gerçekleşmiyor, çarçur olan devletin parası ise, bize de sorgulamak düşüyor!.!
(Devam Edecek)





