Dengeli yaşamak hayata kalite katar. İlmin, bilginin artması, anlayışın oluşmasına, anlayış da güzel yaşamaya vesiledir. Bilgi, isteyen ve emek veren herkesin hakkıdır. İlmi ile amel etmek ise anlamanın ürünüdür. Anlayan hayatını anlamlı hale getirir.
Peki her anladığımız bilgi neden amel şeklinde hayatımızda eylem haline geçmiyor?
Doğru bilgi herkesin anlam dünyasında yer alır. Lakin hayata geçmeyebilir. Yapmadığı için de bir çok sebepler öne sürer. Alt bilince yerleşip geçmişte iç dünyaya alınan ve sahiplenen duygular da başka sebeplerden biri olabilir.
Sevinç, neşe, zevk, rahatlama, keyif, gurur, heyecan, coşkunluk, dostluk, güven, şefkat, sevgi, bağlılık, merak, bağlılık gibi duyguların sonu elbette mutluluktur.
Acı duygular olan düşmanlık, nefret, kin, af etmemek, korkma, kibir, pişmanlık, üzülmek, hayal kırıklığı, utanç, suçluluk ve vicdan azabının sonucu ise hüsrandır, acıdır.
Hayatta geri dönüşü olmayan hataları istemeyerek ya da isteyerek yapmak, yanlış anlaşılmanın ürünü olarak büyük sıkıntılar yaşamak ve yaşanan acıları katlayarak her gün bir daha yaşamak daha da acısı af edememek, geçmişle yüzleşememek ve sonunda kendi kendinin celladı olmak da vardır.
Duygular bizi korumak, bir adım ileriye taşımak, sınırlarımızı belirlemek için vardır. Bizi yönlendiren duygularımızdır. Eğer duygularımıza sahip çıkmazsak, bizi kontrol altına alır. Karşımızdaki kişilerin hatalarını büyütmeye, kendi hatalarımızı ise savunmaya iter.
Duygular ata benzer. Yuları elinde olmayan at, sahibini istediği yere götürür. Hatta sırtından da atabilir. Yuları elinde tutan ise her zaman rahat eder. Yaptığı kusurları sahiplenmesini bilir. Hataları için af diler. Kusurlara karşı da af edicidir.
İnsan olmanın önü hatalarımızı kabul etmekle, af etmekle, yeni bir sayfa açmakla, iyilik yapmakla, harcamakla, zaman ayırmakla, dinlemekle, emek vermekle, sevmekle, ilgilenmekle, güvenmekle ve dahi teslim olmakladır. Bu reçete Rahman Olan Allah’ın vahyinde Teğabun suresinin konusudur.
İmtihanın diğer ismini bizi yönlendiren duygular diye tarif edersek, Rabbim hiç kimseye kaldıramayacağı bir duyguyu vermemiştir. Her duygunun bir nedeni vardır. Güzel duygular çoğaltılmalı, kötü duygular da nedeni bulunarak kontrol altına alınmalıdır. Zira kontrol altına alınmayan her duygu sahibine zarar verir.
Bir parçamız olan duygular bizi kurtaran, hayata bağlayan, insanlığımızın önünü açan başlıca etkenlerdir. Ancak duyguları sağlıklı olan kişiler iyi bir eş, evlat, anne ve baba olabilirler.
Şu bir gerçektir ki; iyi eş, anne, baba olmayan hiçbir yerde gerçek başarıyı elde edemez. Yaptıkları güzel işlerde dahi tatmin olamaz.
Birbirini değiştirmek üzerine kurulmuş anlaşmazlıkların yaşandığı ailelerde bireyler her zaman mutsuzdur. Mutsuz olan bireyler daha çok saldırgan olur. Hata yapar, hak yer, şiddet yapar, yargılar, af etmez, nefret eder. Ağır sözler ile eleştirir.
Bizler kimseye hidayet veremeyiz. Duygularını da ne değiştirebilir ne de yönetebiliriz. Ancak kendi duygularımızı kontrol altına alıp yönetebiliriz. Muhatabımıza ulaşmak, ancak kendi duygularımızın kontrolü sayesindedir. Zira güzel de olsa kötü de olsa duygular bulaşıcıdır.
Bastırdığımız, içimizde büyüttüğümüz, sakladığımız, af etmediğimiz bütün duygular her yaşadığımız olumsuzlukla beslenir. Ve bir gün karşımıza bir sel gibi çıkar. Güzel yaşanan neler varsa hepsini süpürüp, çöpçülerin ellerine verir.
Duygularımızın bizi etkisi altına almasına izin vermemeli, af ederek özgür olmalıyız. Zira yaşadığımız hayatı ikinci defa yaşamaya imkanımız yoktur. Kendimiz için bir iyilik yapıp “Canım Ben’im” deyip kendimize sarılıp sevebilmeli aynı zamanda kendimizle de yüzleşebilmeliyiz…
Ves-Selam





