Sosyal sorumluluğun, sporda da önemli bir yere sahip olduğu, gerek bireysel gerekse topumda önemli bir rol oynadığını görmekteyiz. Karşılık beklemeksizin, gerçekleştirilen sosyal sorumluluk davranışı, toplumun en küçük örgütü aileden başlayarak devlete kadar uzanan, geniş bir alanı kapsamaktadır. Eğitim, çevre, kültür, sanat, medya alanlarındaki sosyal sorumluluk projeleri, bugün spor camiasında da yerini almakta, uygulanış şekliyle de mana kazanmakta. Merkez üssü Elazığ’da meydana gelen deprem sonrasında, buna şahit olduk. Hayırda yer almayı kendine görev addeden sporcu-spor adamları, başlattıkları yardım seferberliğiyle, toplumun önemli birer parçaları olduklarını bir kez daha gözler önüne serdiler. Çaba ve başarıları sadece spor alanları-müsabakalarıyla sınırlı kalmadığını, çabalarının gönülleri kazanma yolunda da olabileceğini göstermiş oldular…
Elazığ’daki deprem sonrası NBA takımlarından Cleveland Cavaliers takımında forma giyen Cedi Osman’ın, depremden etkilenenler için sosyal medyadan yaptığı kampanya, sosyal sorumluluk adına örnek teşkil etme sınırını aşıp, kamuoyunda da büyük takdir ve destek gördü. Bu konuda, Anadolu Ajansından Yunus Kaymaz imzasını taşıyan habere göre, kampanyadan ilk etapta 385 bin lira yardım toplanırken, içeriği de oldukça dikkat çekiciydi. Cedi Osman ‘Cleveland Cavaliers-Chicago Bulls maçında atılacak her 3 sayılık basket için Elazığ’daki depremin mağdurlarına 100 Amerika Doları bağışta bulunacağım’ kampanyası, spor camiasından da destek buldu. Werder Bremen’de forma giyen Nuri Şahin (-Teke tek yapsak senle boy ölçüşemem o yüzden elimden gelen tek şey bu güzel kampanyaya katılmak…), Galatasaray Kadın Basketbol Takımından Işıl Alben (- Güzel bir farkındalık oldu, yüreğine sağlık…), Fransa Birinci Futbol Ligi takımlarından Yusuf Yazıcı (-Ben de varım Cedi…) ve daha birçok taraftar, yönetici ve kulüp, bu anlamlı sosyal sorumluluk içeren yardım kampanyasının içerisinde yer aldı. Diğer yandan, İran’da en çok Türk taraftarı bulunan ve asker selamıyla Barış Hareketi’ne desteğiyle hatırladığımız Traktör Futbol Kulübü taraftarlarının, Elazığ Sivrice ilçesindeki depremin ardından tribünlerden ‘Azerbaycan sağ olsun, Türkiye başın sağ olsun’ şeklindeki destek tezahüratları takdir toplayıcıydı…
Deprem anından itibaren başlatılan yardım seferberliği, toplum olarak sahip olduğumuz, bizi biz yapanın değerlerin ne olduğunun yansıması oldu adeta. En zor anlarda, bir olmanın, diri ve iri olmanın ne manaya geldiğinin bir kez daha ispatıydı. Tıpkı ülkenin birlik ve beraberliğe yapılan, 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünde olduğu gibi, son depremlerde de bu birlikteliğin, sahip olduğumuz iman esasları ve milli şuurun öneminin sergilenmesine şahitlik ettik. Toplumun şanlı tarihi ve inanç esasları kaynaklı, mayanın ne kadar sağlam olduğunu, imtihan verdiğimiz her bir olayda şahit olmaktayız. Geriye kalıyor, bu mayanın işlenmesi. Bunun için, illa ki bir ‘afat’ meydana gelmesi beklenilmemeli. Tüm bunları dillendirirken sözü, Sayın Yaşar Süngü’nün yazısına taşıdığı Şadi Şirazi’nin bir hikâyesine bırakalım, inşallah. “Su içerken gül kokusu almış. Hal diliyle suya sormuş. Su; ‘Koku benden değil testiden’ demiş. Testiye sormuş o da ‘Toprağımdan’ demiş. Toprağa sorunca aldığı cevap da şu olmuş; ‘Ustam beni bir gülün dibinden aldı. Bu sudaki koku o gül ile bir süre devam eden beraberlikten. Siz de iyilerle beraber olun misk gibi kokun.’”





