Ekonomi, endüstri, sanat, teknoloji gibi birçok alanda olduğu gibi, sporun da nasıl siyasal yapıya kurban edildiğine şahit olanlardanız. Uygulamalarına sınır tanımayan bu karanlık tablonun kurbanlarını, gözlerimizin önünde (kamera ve fotoğraf karelerinden), zalimin zulmünün ne kadar acımasız olduğu kadar, olayların şahidi olan bizlerin ise bu faşist uygulamalara sessiz kalmakla vicdanlarımızın ne denli ‘nasırlaştığının’ apayrı gerçeğini de gözler önüne seriyor. Sıcak haber olarak ajanslara düşüyor, Filistinli bayan karatecilerin uluslararası spor müsabakalara katılmamasının nedeni. Gerekçesi ise, yıllardır İsrail kıskacında olan Gazze şeridinde yaşıyor olmalarından hemen anlaşılıyor…
Bu haberi okurken, bundan üç-dört yıl önce yaşanan hadiseyi hatırladım. İsrailli askeri tüm dünyaya rezil eden görüntüler, sosyal medyada paylaşım rekorları kırdı. İsrail’in yeni bir işgal girişimini protesto eden Filistinlinin, gösterilere ateş etmek için hazırlanan İsrailli keskin nişancıya atılan taşla vurulması. Taşın isabet etmesinden sonra askerin yaşadığı korkuyla hemen ayağa fırlaması. Yine, 2014 yılında internette yayılan ve İsrailli çocukların ağır silahlarla, oyuncakla oynar gibi görüntüleri. Haber şöyle; ‘Batı Yaka’da İsrail’in 66. kez kutladığı ‘Bağımsızlık Günü’ kutlamaları kapsamında düzenlenen etkinliklerde kan donduran görüntüler ortaya çıktı. Ailelerin bir eğlence alanına götürür gibi elleriyle tatbikat alanına götürdüğü küçük çocuklar, profesyonel askerler eşliğinden ağır silahlarla ilgili eğitim aldılar’ Haberde ayrıca, ellerinde el bombaları ve tatbikat kıyafetleriyle savaş parkurunda zaman geçiren çocuklara ailelerin de eşlik ettiği, ayrıntılar dikkat çekiyor…
Allah (cc) buyuruyor ‘Yahudileri ve Hıristiyanları veli edinmeyin. Onlar birbirlerinin velileridir. Sizden kim onları dost edinirse şüphesiz o da onlardandır.’ (Maide -51). Çok değil, bir ay önce gazetemiz Yeni Akit’te yer alan ‘Terör devleti İsrail, abluka altındaki Gazze Şeridi’nde düzenlenen 3. Filistin Karate Şampiyonası’na katılmak isteyen Filistinli sporcuların Batı Yaka’dan Gazze’ye geçişini engelledi’ haber spotu. Bir yanda Yahudi çocuklara, oyun adı altında silahlı eğitim veren ‘faşist’ bir anlayış, diğer yanda kendi ülkesinde spor yapması, dahası özgür yaşamı ellerinden alınan mazlum insanlar. Sormadan edemiyoruz; ‘Nerede insanlık?’
Spor maskesi altında İsrail’in verdiği mesaj gayet açık ve net; ‘Ben işgalci bir ülkeyim, ben ne dersem o olur’. Sporu ‘siyasallaştırarak’ tüm dünyaya verilen bu insanlık ayıbında, işgalci olduğunu kamuoyunun da bilmesini istiyor. Söz konusu zulmün altında Müslüman olunca, herkes sus-pus. Hatırlayalım 3 Kasım 2019’da kaleme aldığımız ‘TFF ve Kızılhaç’ın Ampute futbol takımları!..’ başlıklı yazımızda yer alan ‘Filistin’in Gazze şehrinde (İsrail’in ablukası altındaki bölgede) Ampute bahanesiyle bu çocuklara yaklaşan Kızılhaç, hangi dinin değerlerini çocukların beyinlerine işler?’ sorusu, bizi kendimize getirmiyorsa, vah halimize!
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki, bu imanın en zayıf derecesidir” buyuruyor. İmanın en zayıf derecesinde daha fazla kalmama duasıyla, Cuma günümüz bayram olsun inşallah…





