Ey İnsanlar, Müslüman Kardeşlerim, Aziz Müminler,
Nice günlerden, nice iftarlardan, nice sahurlardan sonrabizleri bu bayrama ulaştıran Rabbimize nihayetsiz hamd ü senalar olsun!
Allah’tan başka kim böylesine yüce bir sevincin eşiğine taşıyabilir bizi?
Ne mutlu bayramı idrak ederek yaşayanlara…
Bayramınız mübarek olsun.
Ramazan boyunca Kerim kitabımızla yeniden buluştuk.
Hira’ya yürüyen Muhammedü’l-Emin (sas)’in derdiyle dertlendik. Vahyin
muhatabı, Fahr-i Kainat Rasul-i Ekrem Efendimize (sas) yoldaş olduk.
O’na sayısız salat ve selam olsun!
Şu anda yüreklerinizde sıcaklığını duyduğunuz o sevinç tanık olsun ki, hak ettiniz bu bayramı.
Şu anda birbirinizin yüzünde okuduğunuz barış ve esenlik tanık olsun ki, hak ettiniz bu bayramı.
Sabrettiniz ve zafere eriştiniz.
Sabrınız zaferiniz mübarek olsun.
Muhterem Müslümanlar,
Bu bayram, imanda sebat eden Müminlerin, elinden ve dilinden emin
olunan Müslümanların, barışın, esenliğin yani İslam’ın bayramıdır.
Bu bayram, yeryüzünü ifsat edenlerin değil, ıslah edenlerin,salaha ve felaha erenlerin bayramıdır.
Bu bayram, cana kıyanların, kan akıtanların ve korku salanların değil, hayat verenlerin ve huzur verenlerin bayramıdır.
Bu bayram, müminlerin bir gaye etrafında toplandığı ve aynı şuurla bir
safta Rablerine yöneldikleri, her biri Mescid-i Haram’ın, Mescid-i
Nebevi’nin Mescid-i Aksa’nın şubeleri olan camilerin ve mescitlerin
bayramıdır.
Bu bayram yoksula, yetime, kimsesize ve çaresize karşı
sorumluluk hissetmenin, imkânımız yoksa bile tebessüm etmenin,
sadakanın, zekâtın, fitrenin, infakın, yardımlaşmanın, dayanışmanın,
paylaşmanın bayramıdır.
Bu bayram, başkalarını aç bırakarak
doyanlara, başkalarını yok sayarak var olanlara karşı hakka, hakikate,
adalete, ahlaka ve fazilete çağıranların bayramıdır.
Bu bayram,
‘Allah’ın ipine sımsıkı sarılın. Bölünmeyin, parçalanmayın” ilahi
fermanına uyarak her türlü fitne vetefrikanın karşısında duranların,
imanda birleşenlerin, bir olanların birliğe koşanların bayramıdır.
Aziz kardeşlerim, Biliniz ki,
Bu bayram, günahlarımıza, hatalarımıza, ayıplarımıza rağmen,
isyanlarımıza, kötülüklerimize rağmen, sonsuz merhamet sahibi Rabbimizin
bizden ümit kesmediğinin nişanesidir. Şüphesiz ki, bayramların en
güzeli affedilmiş olmaktır. Bilin ki, zaferin en büyüğü bağışlanmış
olmaktır.
Cenab-ı Hakk’ın engin rahmetinin gölgesine sığındığımız gündür bugün.
Biliniz ki bugün, birbirimizi cennet diye ağırladığımız, birbirimizi
sevindirmek için ter döktüğümüz şu vakitler, şu bayram sabahı, tüm
insanlık için ebed ümididir.
Bugün, kin ve nefretin sonunda
yenileceğini, küfür ve nankörlüğün başından beri çirkin olduğunu
birbirimizin gözlerinden okumaya geldiğimiz gündür.
Bugün, iyilik ümidi olmak üzere kıyama durduğumuz, kötülüğün tortularını yeryüzünden silmek için secdeye kapandığımız gündür.
Bugün, sevinç günümüzdür. Sevinmek ibadettir. Bugün en büyük sadaka
sevinç taşımaktır. Bugün evlerden evlere, ülkelerden ülkelere,
kıtalardan kıtalara sevgi ve merhamet taşıyacağımız gündür bugün.
Muhterem Kardeşlerim,
Biliyorum, sevinçleriniz gölgelidir.
Zira biz bayram yaparken, Kudüs kuşatılmış… Mescid-i Aksa mahzun…
Biliyorum, Kalbiniz acıyor, yürekleriniz kanıyor,
Zira biz bayram yaparken, Gazze mahpus… Üzerine bombalar yağıyor…. Dünyaya egemen olanlar ise sessiz, bütün vicdanlar yaralı.
Biliyorum, Sevinmeye dahi utanıyorsunuz,
Zira biz bayram yaparken, Afrika, hem açlığın ve susuzluğun pençesinde
hem de iç çatışmaların, baskının ve zulmün altında inim inim inlemeye
devam ediyor.
Biliyorum, İyiyim demekten bile çekiniyorsunuz.
Zira biz bugün bayram yaparken, Asya’da sahipsiz Myanmar Müslümanları her gün ölümle yüzleşiyor…
Biliyorum yüreğiniz buruk, kalbiniz kırık,
Zira biz bayram yaparken, Bağdat’ta, Şam’da, Kerkük’te, Musul’da
bombalar patlıyor, canlar yok oluyor, yürekler parçalanıyor. Müslüman
Müslümana saldırıyor, kan akıtıyor,can alıyor. Allahu Ekber diyerek
insanlar ölüyor ve öldürülüyor. Ölen de öldürülen de aynı kıbleye
yöneliyor. Öldürürken de ölürken de aynı sözler söyleniyor.
Akif’ in ifadesi ile din namına dindaş katleden biçare dindaşlar dini mübini islama zarar veriyor.
Biliyorum kalbiniz mahzun,
Zira biz bayram yaparken, İslâm diyarlarında yerlerinden yurtlarından
edilmiş, ölüm korkusuyla evlerini terk etmiş insanlar, kadınlar,
çocuklar, yaşlılar, mülteciler ve kimsesizler var…
Aziz Kardeşlerim,
Bayramlar sadece sevinçlerin paylaşıldığı günler
değildir.Sevinçlerimizi paylaştığımız gibi hüzünlerimizi ve acılarımızı
da paylaşacağız.
İnsanlık tarihine kara bir leke olarak geçecek bu
zor zamanlarda bayramları hakkıyla kutlayabilmek şüphesiz kolay
değildir, çünkü yaralarımız bayramda da kanamaya devam etmektedir.
Ancak bugün bize düşen, yangın yerine dönen yüreklerimizi bayram
neşesiyle canlandırmak, viran olan hanelerimizi bayram sevinciyle mamur
eylemektir. Bugün bize düşen, Ramazan’da iftar sofrasında katledilip
bayramı göremeyen kardeşlerimiz adına da bayramı hakkıyla eda etmektir.
Bugün bize düşen, huzurlu bir bayram sabahına gözlerini açamayan
yavrular adına da bayramı sürur içerisinde geçirmektir. Bugün İslam
alemi olarak bize düşen, yüreklerimiz mahzun olsa da bayramımızın
hakkını vermek ve onu mahzun göndermemektir. Zira İslam dünyası olarak
yekvücut olup bayramların yüzünü güldürebilirsek ancak yüzümüz
gülebilir. Hak ve hakikat adına, adalet ve vicdan adına matemi de
sevinci de birlikte tadarsak ancak bayram sevinçlerimiz büyüyebilir.
İşte o zaman Sultanahmet’teki bayram sabahı coşkusuna Gazze’deki,
Telafer’deki, Kerkük’teki, Urumçi’deki kardeşlerimiz eşlik edebilir.
İşte o zaman ümmetin çocukları en güzel giysileriyle, yüzlerindeki
tebessümlerle bayramı hep birlikte karşılayabilir.
Muhterem kardeşlerim,
Tüm peygamberlerin ortak mesajı İslam’ın evrensel mesajıdır.
Zulmetmeyeceksin, adam öldürmeyeceksin, yeryüzünde fitne ve fesad
çıkarmayacaksın. Herkesin namusunu, canını, nesebini, iffetini, şerefini
ve haysiyetini dokunulmaz sayacaksın. Hiç kimsenin başkası üzerinde
imtiyaz hakkı olmadığı gibi, sadece güce, zorbalığa ve silaha dayalı bir
otorite ile insanlar yönetilemez.
İnsanlık tarihi tevhidle
şirkin, iyiyle kötünün, hak ile batılın ve adaletle zulmün arasındaki
mücadeleyle geçmiştir. Habil ile Kabil arasında başlayan bu mücadele
hayatında peygamberler, salihler ve muhsinler bir tarafı; firavunlar,
karunlar, nemrutlar ve belamlar diğer tarafı oluştururlar. Zalimler
zulmünü acımasızca uygularken, mazlumlarla beraber olan peygamberler
insanı fıtratından uzaklaştıran şirkten ve zulümden kurtarma mücadelesi
vermişlerdir. Allah müstekbirlere karşı mustazafların sessizliğe
boğulmasını değil, sabırla, metanetle ve itidalla direnmelerini ve
peygamberi ahlakla mücadele etmelerini istemiştir.
Aslolan hiçbir zaman, zalimlerin ve katillerin safında olmamaktır. Nemrutlara karşı daima İbrahim’in (as) yanında olmaktır.
Ne kadar İbrahim’ce var olursak, ne kadar İbrahim ahlakını benimsersek,
Nemrutların yaktığı ateş o kadar kâr etmeyecektir insanlığa.
Aslolan Firavunlaşmış ruhlara karşı daima Musa’nın (as) tarafında yer almaktır.
İmanımızı elimizde ne kadar asa-yı Musa’yadönüştürebilirsek Firavunların zulümleri o kadar tesir edemeyecektir insanlığa.
Burda aslolan “fil ashabına karşı” daima Kâbetullah’ın yanında yer almaktır.
Unutmayalım ki, güçlerini fil edinenler, silahlarını kalkan bilenler
dualarımızla kanatlanan ebabil kuşlarınca perişan olacaklar, ayakları
kendi tuzaklarına dolanacak, hiç ummadıkları yönden acı yenilgiler
tadacaklardır.
Unutmayalım ki, yalancı lobilerine yaslanan
muktedirler, algı operasyonlarıyla masumları suçlu ilan eden
insafsızlar, bir gün yenilmiş ekinler gibi savrulacak (????????????
???????? ?????????), izzetleri ayaklar altında kalacaktır.
Aslolan Ebu Leheb’lere karşı daima Muhammed Mustafa (sas)’nın yanında yer almaktır.
Unutmayalım ki Ebu Leheb’in elleri kuruduğu gibi çağdaş Ebu Leheblerin
elleri de kuruyacak. Ne malları ne kazançları onlara fayda vermeyecek…
Onların yaktığı ateşe odun taşıyan işbirlikçiler de kendi ateşlerinde
boğulacaklardır.
Değerli Kardeşlerim,
Bugünlerde İslam
dünyası zor süreçlerden geçmektedir. Yaşananlar herkesi derinden
yaralamaktadır. Mezhepler İslam dininin anlaşılmasındaki farklı fikir ve
kanaatleri temsil eden zamanla oluşmuş beşeri yapılardır. Mezhebi
dinle aynileştirmek ya da mezhebi mensubiyetliği İslami aidiyetin
üstünde görmek kabul edilemez. Mezhebi din gibi algılamak ve bunu
topluma bir hakikat gibi dayatmak dinin özündeki kardeşliği yok eder.
Bir mezhebin kendisini dinin yegane temsilcisi olarak görmesinin yol
açacağı sonuç diğerlerini dinden dışlaması, onları dalaletle,
sapkınlıkla hatta küfürle suçlaması anlamına gelir. Bu durumda ümmetin
birlik ve beraberliği kaybolur. Toplumsal barış yok olur.
Kimse bir
başkasını İslam’ı kendisinin anladığı gibi algılayıp yaşamadığından
ötürü tekfir edemez. Müslüman bir başka müslümanı müşrik görerek onunla
savaş halinde olamaz. Böyle bir çatışma durumu İslam’ın en ulvi
kavramlarından olan cihad ile beraber anılamaz.
Mezhebine, fikrine,
ve siyasi anlayışına uymayanı tekfir ederek onu öldürmeyi kimse cihad
olarak tarif edemez. Toplumda kaos ve kargaşa var etme, insanları
topluca öldürme, camileri bombalama, katliam yapmanın adı terördür,
cihat olarak gösterilemez.
Cihad terörün, vahşetin ve öldürmenin değil diriltici bir gayretin hayat veren bir mücadelenin adıdır.
Müslümanlar nefretle işlenen cinayetlere, bağnazlıkla yürütülen
düşmanlıklara taraf olamaz. Haşa Allah-u Ekber bir öldürme sloganı
değil, bir ümit sesidir, bir hayat nefesidir ve bir işrak tekbiridir.
Kelime-i Şahadet merhametsiz infazların adı değil, merhamet ve şefkatin
kaynağıdır. İslam şiddetin değil, barışın adıdır ve huzurun teminatıdır.
Değerli kardeşlerim,
Farklılıklarımızı bir çatışmanın ve çekişmenin nedeni olarak kabul
edemeyiz. Hiç kimse kendi düşüncesini başkası üzerinde bir baskı aracı
olarak göremez. Binyıldır yaşadığımız bu topraklarda herkes kendi
inancı, düşüncesi ve anlayışıyla güven içerisinde yaşama hakkına
sahiptir. Bu hakkı kimse din adına, İslam adına ve siyaset adına ortadan
kaldıramaz. Bizler bu topraklarda farklı din, dil, mezhep, meşrep ve
düşüncelerle bugüne kadar geldik. Bu birlikteliğimizi içeriden ve
dışarıdan hiçbir kuvvet günlük kısır siyasi çekişmelerin kurbanı
yapamaz; buna hiçbir Müslüman fert ve toplum bu fırsatı veremez.
Ey
göğsünde şefkat ve merhameti, himmet ve gayreti ulu çınarlar gibi özenle
büyüten, kalplerini başkalarının acıları için yoran aziz kardeşlerim,
Gelin bugün, “aynı sofrada sevindiğimiz gibi, aynı kıblede buluştuğumuz
gibi, aynı Peygamber’de birleştiğimiz gibi, aynı Kitab’a inandığımız
gibi, kardeş olalım. Bizi birbirimize düşürmek isteyenleri utandıralım,
ayağımıza dolanan bütün tuzakları bozalım.
Ey kalbine peygamber muhabbeti sinmiş, diline ayet ayet müjde değmiş, elinden yetimler doymuş kardeşlerim,
Gelin bugün, Taif’teki Peygamber gibi, bizi taşlayanlara bile
“Allah’ım, onlar bilmiyorlar, Sen bağışla!” deme büyüklüğünü gösterelim.
Gelin bugün, Mekke’ye muzaffer bir komutan olarak giren Allah Resülü
(sas)’nün kendisine her türlü haksızlığı yapan düşmanlara, bugün
Yusuf’un kardeşlerine söylediğini söylüyorum. ????? “bugün size hiçbir
kınama yoktur.” Diyebilecek büyüklüğü gösterelim.
Gelin, şehrin öte
yakasından gelen adam gibi, kavminin selametini cennetin eşiğinde bile
unutmayan şefkat kahramanı gibi, “Keşke kardeşlerim de bilse gerçeği,
keşke kardeşlerim de cennetlik olsa” ????? (Yusuf 90)deme erdemini
sergileyelim.
Ey kalbini bir yağmur bulutu gibi yeryüzünün bayramsız
köşelerine indiren kardeşlerim, Şefkatini bayram hilali gibi
ümitsizlerin göğüne asıveren kardeşlerim,
Gelin bugün, avuç avuç bayram taşıyalım Gazze sokaklarına,
Gelin bugün kucak kucak sevinç taşıyalım Bağdat’a, Şam’a, Musul’a, Kerkük’e…
Gelin bugün büyük büyük umutlar taşıyalım, Asya’ya, Afrika’ya ve bütün dünyaya…
İnsanlığın en uzun ömürlü barış adasını inşa etmiş ecdadın torunları olan kardeşlerim,
Gelin bugün, misakimizi yeniden hatırlayalım. Yeryüzünde kimsenin burnu
kanamasın diye çırpınalım. Başkalarının kurtuluşu için nefes tüketelim.
Afganistan’daki, Pakistan’daki gözyaşlarını, Sudan’da hastalarını
inleyişlerini, Suriye’deki ateşi, Mısır’daki acıyı, Bağdat’taki,
Musul’daki, Kerkük’teki yangını, Gazze’de akan kanı ve daha nice
dertleri dert edinelim.
İnancın her türlüsüne kol kanat germiş Kardeşlerim,
Gelin, herkesin kardeşçe yaşadığı muhteşem bir medeniyetin mirasçıları
olarak evvela ülkemizi gül gülistan edelim. Kan ve kinle sarsılan
dünyaya bir ümit adası olalım. Birbirimizi inançlarımızdan ötürü hor
görmeyelim. Dünyaya kardeşlik örneği sunalım.
Ey oruç tuttukça şefkat ve merhameti kuşanan, güneşin batışını sevinçle, gündoğumunu huzurla karşılayan kardeşlerim,
Geliniz bugün, “tüm dünyaya insanların hor görülmediği, kadınların
ezilmediği çocukların üzülmediği bir güzel medeniyet örneği sunalım.
Hazreti Süleyman misali, “gücümüzü ve imkânımızı karıncayı bile
incitmeyecek nezaketle kullanalım.
Ey kanadı kırık kuşlara bile yuva
yapan, dünyanın her köşesinde ezilenlerin yanında duran, cömertliği ve
keremi, ihtimam ve şefkati insanlığın ufkuna taşıyan milletin evladı,
Gelin, ecdadımıza layık evlat olmak için çalışalım. Komşumuzu
incitmeyelim. Birbirimize kol kanat gerelim. Şehirlerimizi kavganın
değil, barışın, huzurun, kardeşliğin şehirleri yapalım.
Farklılıklarımızı hoş görelim.
Gelin, bayram sevincini, coşkusunu
içimizde hissederek onun muştusunu gönüllerden gönüllere, evlerden
evlere, şehirlerden şehirlere, ülkelerden ülkelere taşıyalım.
Gelin,
evlerin canlı bayramları olan çocuklarımızı bayramın coşkusuyla
tanıştıralım. Yaralı gönülleri, bitap düşmüş yürekleri onaralım.
Yetimlerin, gariplerin, kimsesizlerin tebessümü ile bayramlarımıza tat
katalım. Bayram yapamayanlara bayram yaptıralım.
Gelin, yüreklerin en ağır yükü olan küslüklere bugün son verelim.
Başta Gazze’deki kardeşlerimiz olmak üzere, insanlık coğrafyasının
cümle mazlumlarına ve mağdurlarına, darda ve zorda olan kardeşlerimize
dua edelim.
Topraklarımıza hicret etmiş kardeşlerimize,
topraklarımızda çaresiz kalmış kardeşlerimize Ensar ruhunu gösterelim,
onların yanlarında olalım, onların yanında olalım.
Bu sabahı bize
bayram eden, mekânımızı sevince boyayan, günümüzü rahmetinin ayinesi
eyleyen Rabbimizin hatırını cümle hatırların üzerinde tutalım.
Birbirimizi tutalım, birbirimize tutunalım, ölmüş kardeşliği diriltelim,
yaralanmış huzuru onaralım. Bu gök kubbenin altında insanlığın bayram
ümidi olduğumuzu unutmayalım. Düşmanlıkları unutalım. Kin ve kan hesabı
güdenlerin hesaplarını boşa çıkaralım.
Bayramınız mübarek ola, kalpleriniz birlik ola…
Gelin, bu bayram, bayramın hakkını vermek için kalkın yerinizden.
Yoksa Ramazan’ın içimizde yaktığı ateşi çarçabuk söndürürüz. Yoksa,
orucun kalplerimizde kurduğu merhamet ocağını küllendiririz. Yoksa,
bayramı elimizden kaçırırız.
Bu duygu ve düşüncelerle, ülkemizin,
gönül coğrafyamızın, yurt dışındaki millet varlığımızın ve İslâm
âleminin mübarek Ramazan bayramlarını en içten duygularla tebrik ediyor;
bayramın İslâm dünyasında kardeşlik, dayanışma, barış, huzur ve güven
ortamının yeniden tesis edilmesi, İslâm ülkelerinin tekrar barış ve
esenliğin diyarı olması için Allah’a dua ve niyaz ediyorum.
Rabbim bizleri mahcup etmesin.
Rabbim bizleri ve sizleri hayra çağıran, iyiliği emreden, kötülükten alıkoyanlardan eylesin.
Rabbim bizleri ifsad edenlerden değil, ıslah edenlerden eylesin.
Rabbim bizleri zalimlerden yana olanlardan değil, mazlumlarla beraber olanlardan eylesin.
Rabbim başta Filistinliler, Gazzeliler olmak üzere bütün Müslümanlara zalimlere karşı direnme gücü ve kuvveti versin.
Rabbim Müslümanların mağduriyetlerini ve mazlumiyetlerini ortadan kaldırsın.
Allah’ım bizleri misakını bozanlardan, can alanlardan, kardeşlerini öldüren zalimlerden eyleme.
Allah’ım tüm Müslümanları her türlü beladan, musibetten, felaketten koru.
Allah’ım bizleri şeytanın şerrinden, insanların şiddetinden,
birbirimizin fitnesinden, başkasının fesadından ve nefsimizin
zaaflarından muhafaza eyle.
Bizi bize bırakma, bizi nefsimize bırakma, bizi zaaflarımıza esir eyleme. Bizleri her türlü tutsaklıktan kurtar.
Bize güç ver, cesaret ver.
Bizde imanının güvenini, İslam’ın selametini ve ihsanın güzelliğini göster.
Bizi kendimizle, birbirimizle imtihan eyleme.
Bizi imanda kardeş eyle.
Ya rab senden başka sığınağımız yok.
Ancak senden yardım dileriz.
Bütün Müslümanlara yardım eyle. Filistin Kuduüs ve Gazze başta olmak
üzere dünyanın her yerinde darlık ve zorluk içinde olan tüm müminlere
kolaylıklar ihsan eyle.
Onların üzerlerindeki belaları, musibetleri def eyle.
Azgınları ıslah eyle. Islah olmayanları kahru perişan eyle.





