Her sürecin bir başlangıcı, her başlangıcın ise bir sonucu vardır. Dünya Kupası da ‘zaman’ diliminde ki bu farkı gözler önüne sermekte. Grup, Çeyrek final maçları derken Brezilyadaki futbol resitalinde yarı final maçları geldi çattı. Bu akşam oynanacak olan Brezilya-Almanya ve yarın ki Arjantin-Hollanda karşılaşmaları, cumartesi günü oynanacak olan Kupa finalinin adını belirleyecek. Peki, bu isimler çeyrek finalde rakiplerini geride bırakıp, yarıfinale nasıl geldiler? Sorunun karşılığı aynı ‘zamanda’ ‘Kıtaların (Amerika-Avrupa) dev mücadelesi’nin sonucu hakkında sizlere önemli ipuçları verir!
Arjantin, Belçika’yı 1-0 mağlup ederek 1990 yılından sonra ilk kez ismini yarıfinale yazdırma başarısı gösterdi. Tıpkı Brezilya gibi Güney Amerika ekibinin tur atlaması, Avrupa takımları karşısında elde edilen başarının sonuca yansıması şeklinde yorumlanabilir. Bu karşılaşma dahil Belçika takımı için önem kazanan bir gerçek vardı ki (Grup ve Çeyrek final maçlarında da bunu görmek mümkün oldu) rakipleri karşısında oyunun tamamında değil de belirli bölümünde etkili olmaya çalışması…
Brezilya karşısında yarı final vizesi alan Arjantin’e gelince. Dünya Kupasında yarı final görmek onlar için ‘büyük’ başarı tanımına girer. Messi’nin bu başarıda büyük payı var. Kişisel performansın takım başarısına nereye kadar katkı sağlayacağını, yarın oynanacak olan Hollanda-Arjantin karşılaşmasında görme imkanımız olacak….
Kupada zaman zaman ‘ders’ çıkarılması gereken, neticeler üzerinde belirleyici olan ‘olaylarda’ yaşanmıyor değil. Kolimbiya’yı 2-1 yenerek Dünya Kupasında yarı final şansı bulan Brezilya’da Almanya ile oynanacak ve önem derecesi açısından ‘erken final’ olarak nitelendirilecek maç öncesi yaşanan hüzün, 22 yaşındaki yetenek oyuncusu Neymar’in sakatlığı oldu. Ev sahibi ekip şimdilerde onun eksikliğini gidermek için çaba sarf ederken, futbolcuların Almanya karşısında kazanıp galibiyeti Neymar’a hediye etme sözü vermeleri Brezilya için ayrı bir motivasyon aracı olarak gösterilmekte.. Motivasyonun gerçeklik payı ve cezası nedeniyle bu akşam ki mücadeleye Thiago Silva’dan yoksun çıkacak Brezilya’nın, ne yapacağını hep birlikte göreceğiz!
Dünya Kupası maçlarıyla ilgili araladığımız ‘pencere’ de Almanya’nın Kupanın favorisi olduğunu sizlerle paylaşmıştık. Panzerlerin elindeki kadro yapısı ve teknik direktör konusunda (Löw) istikrar konusu bunun en bariz-sağlam ipuçları. Almanya Liginde yer alan ekiplerin Avrupa karnesi ve yurt dışında forma şansı giyen oyuncuların çokluğu-kalitesi başarının önemli unsurları.
Geride bıraktığımız maçlara baktığımızda, Almanya kazanılan her maçta belki istenilen futbolu sergilemedi ama akıllı oyunu sayesinde sonuca gitmesini bildi. Tıpkı diğer maçların sonucu gibi Almanya-Fransa mücadelesi 1-0 gibi tek farklı skor, sonuç üzerinde etkili oldu.
Çeyrek finalin en önemli maçlarından biride Kosta Rika-Hollanda arasında oynandı. Kosta Rika Kupasının en sürpriz ekibi olma özelliği taşıyordu. Kupa’da her maçına gol sığdırma başarısı gösteren ekibin Hollanda karşısında ‘kontrollü’ oyunu elden bırakmadı.
Hollanda teknik heyeti rakip maçlarını iyi takip edip, iyi analiz etmiş olacak ki, hızlı hücuma çıkmayı düşünen Kosta Rika’yı gerek pas yüzdesi gerekse atak futboluyla geride bıraktı. Bu ise daha fazla atak ve rakip kalede daha fazla gol denemesi oluyordu. Bu maçla ilgili söylenmesi gereken, maç her ne kadar uzatmaya gitse de, Hollanda’nın maç kazanma isteği Kosta Rika’ya göre daha fazlaydı.
Belki maçın normal ve uzatma bölümünde skorda ki eşitlik bozulmadı. Belki maçın sonucunu penaltı atışları belirledi ama bu karşılaşma için çok net söyleyebileceğimiz bir-iki husus var ki; 1- Hollanda’nın turu fazlasıyla hak etmiş olması 2- Louis van Gaal, penaltı atışlarında Krul’u kaleye koyarak teknik direktör hamlesinin maç kazanmaya etkili olduğunu gösterdi. 3- Sneijder’ın son maçta direkten dönen frikiği ve önceki maçlardaki etkili oyunu, bu futbolcunun Hollanda’nın yarı finalde Arjanti’nin rakibi olmasında önemli rol oynadığı ve yarınki maçta için en dikkat çeken isim olacağı gerçeği…





