Beşiktaş, ‘derslerle’ dolu bir sezonu geride bıraktı. Spor-futbolda takım çalıştırmanın tek taraflı (saha sonuçları ) yeterli olmadığı mesajını çıkaran yöneticiler, görevde kaldıkları dönemlerde kendilerine adeta ‘tecrübe’ kazanıyorlar.
Siyah-beyazlı takımdaki transfer politikaları sadece kulübün kendi yönetimi için değil, diğer takımların idarecileri için de önem taşımakta. Bu örneklenmelerden en önemlisi Fernandes. 2010-2011 sezonunun devre arasında transferi gerçekleşen ve havaalanında alkışlanan oyuncu, arkasına bakmadan kayıplara karıştı…
Fernandes
konusunda neler yaşandı, hatırlayalım. Taraftarın büyük umut bağladığı
futbolcunun sahadaki formsuzluğu kadar, yaşadığı olaylarla da gündeme
geldi. 22. hafta oynanan Galatasaray karşılaşmasından sonra sahada
gözükmeyen siyah-beyazlı oyuncu için Kasımpaşa maçında içinde yer aldığı
olaylar, Portekizli oyuncu için ‘bardağı taşıyan son damla’ oldu. Sezon
başında 12 milyon Euro bedelle Lokomotiv Moskova’ya transferiyle
gündeme gelen oyuncunun, bugün bedelsiz serbest kalması Fikret Orman
başkanlığındaki siyah-beyazlı kadronun bir yönetim zafiyetidir…
Fernandes gibi Beşiktaş’ın diğer Portekizli oyuncusu Hugo Almeida için
de çıkış yolu aranıyor. İyi bir hücum oyuncusu olan Almeida, kenar
organizasyonuyla uyumu iyi olduğunda verimini üst seviyeye çıkardı. Bu
sezon 13 gole ulaşması bunun göstergesi. Siyah-beyazlı takımın
başarısına büyük katkı sağlayan futbolcu için yönetimin tercihi takımda
kalması yolunda. Kısa sürede durumu kesinlik kazanacak oyuncunun
takınacağı tavır ise soru işareti!
Süreç Beşiktaş için hızlı
işliyor…Fikret Orman yönetiminin göreve geldiğinde uygulayacağı en
önemli politikaların başında takımın içinde yer aldığı ‘borç batağı’nı
kurutmak olduğunu açıklamıştı. Bugün ‘finansal’ yönden gelinen nokta
‘eleştiri’ boyutunda…
Tabii Beşiktaş dendiği zaman hemen akla
özlenen başarı kadar, taraftar akla geliyor. Siyah-beyazlı taraftarın
kendi içinde yaşadıkları, ders niteliği taşıdığı için hafızalardan
silinmiş değil. Taksim Gezi olayları, Olimpiyat Stadı’nda yaşanan
‘istenmeyen’ olaylar, geleceğe şüpheyle bakmaya yetiyor…
Siyah-beyazlıların tribün desteğini kendi içinde problem oluşturan
‘azınlık’ bir grup var. Siyah-beyazlı taraftarın kendi içinde ‘kaos’
yaşatan bu kesimi ayırt etmesi gerekiyor….
*****
‘PASSOLİG’ DESTEKLENMELİ
Futbol, taraftar, şiddet kelimelerinin geçtiği yerde hemen akla
‘Passolig’ sistemi akla geliyor. Bu karara itirazlar vardı… Ankara 16.
Tüketici Mahkemesi, tüketici aleyhine olduğu gerekçesiyle kartın
uygulamasının durdurulmasıyla ilgili kararı önceki gün kaldırdı. Spor
hukukçularının kararına göre; “E-bilet isme hazırlanıyor ve taraftarlar
maça kontrollerin ardından girebiliyor. Passolig ise, kulüplere gelir
getirecek başka bir format.”.
Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF)
almış olduğu karara kulüplerin destek olması gerekiyor. Yabancı oyuncu
sayısı konusunda Kulüpler Birliği’nin 5+3 kararının altına TFF imza
atmıştı. ‘Passolig’ konusunda şimdi görev Kulüpler Birliği’ne düşüyor.
Birlik, futbolun yeni sezonda sporun özüne yakışır şekilde izlenmesi,
şiddeti aşağıya çekmek için ‘Passolig’ konusunda TFF kararına destek
vermesi gerekiyor.
*****
TOLGA’NIN İBADETİ….
Beşiktaş’ın
ve Milli Takım’ın başarılı kalecisi Tolga Zengin kendisiyle yapılan özel
röportajda, siyaseti seven bir insan olmadığını belirterek, namaz
kıldığı için geçmişte bazı yöneticiler tarafından eleştirildiğini
söylemiş.
Yasakçı anlayışa muhatap olan bir sporcuda ‘inancı’ uğruna
yaşadıkları ülkemiz için garipsenmeyecek bir durum. Geliştirilen
‘duyarlı’ politikalarla, bu tür yasaklar geride kalmak üzere… Çünkü
örneklerden ders çıkarıldı. Nasıl mı? Yer sıkıntımızdan sonra sorunun
‘cevabı’ bir sonraki yazımızda inşallah!..
Twitter-Facebook: ahmetgulumseyen





