Türkiye-Hollanda maçı oynandı ve bitti. Tıpkı ilk maçta olduğu gibi rakibe 2-0 mağlup olduk. Bu sonuç; Dünya Kupasına gidememe ve çifte Bayram hayalinin gerçekleşmemesi anlamı taşıyordu.
Şükrü Saracoğlu Stadının dolup taşması, seyircinin Ay-Yıldızlı ekibe olan güveninin bir göstergesiydi. Bu güven ve coşkunun sonucu yenilgi olmamalıydı. Başarı literatüründe ki belirtilen gerçeklerin asla ve asla göz ardı edilememesi gerektiğini, Hollanda maçıyla bir kez daha görmüş olduk.
Hollanda, futbolun gerektirdiğini 90 dakikalık mücadelenin her anında kesit kesit sundu. Oyunun her iki yarısının başında attığı gollerle de sonuca gitmesini bildi.
Bir önceki yazımızda belirttiğimiz gibi önce hayaldi sonra umuda dönüştü. Hollanda maçı da futbolumuzun gerçeklerini gözler önüne serdi. Bunun bir başka izahı ise Futbolumuzda uzun vadeli yapılması gereken planların, kısa sürede elde edilemeyeceği gerçeğiydi.
*****
Her maçtan çıkarılması gereken dersler olur. Tıpkı oyunun henüz 8inci dakikasında, Volkanın zamanlama hatasıyla kalemizde gördüğümüz ucuz gol gibi. Ya diğer kaçırdığımız goller!
Oyunun hemen başında ağırlıklı olarak Arda ile gelişen ataklarda, rakip kalede etkili olmaya çalıştık. Öyle ki Arda, Hollanda kalesinde bulduğu ve sonuca gidemediği net gol pozisyonlarına kendisi bile inanamıyordu. Hiçbir oyuncunun iyi niyetine kimsenin şüphesi yok Ama Hollanda kalesinde tıpkı Arda gibi Burak Yılmaz ve Umut Bulutun kaçırdığı goller pes dedirtecek türdendi.
Her kaçan golden sonra Şimdi değil de ne zaman? demek geliyor. Süper Ligimizdeki golcü isimlere bakınca da, rakip fileleri havalandırmaya niçin yabancı kaldığımız her halinden belli oluyor!
Fatih Terim, rakip kalede yakalanan ve gollerin kaçırılma noktasında bonkör davranıldığını görünce, sahaya Cenk Tosun, Olcay Şahanı sokuyor. Onların da maça kolay ısınamaması sonuç açısından değişiklik göstermedi.
Terimin oyuncu tercihinde göze batanlar da yok değildi! Gökhan Töreyi neden 56 dakika yanında beklettiğine bir anlam veremedik. Bu tercih ne kadar yanlış ise, Canerin sakatlığından dolayı forma şansı bulan Hasan Ali Kaldırımın görev alması, o derece iyi bir seçimin göstergesiydi.
*****
Evet, Hollanda maçıyla birlikte Dünya Kupası da rafa kalkmış oldu. Peki bugünden sonra neler olacak? Milli Takımda başarı/başarısızlık konusunda ortaya çıkan tablo, ülke futbolunu yansıtan bir gösterge oldu.
Süper Ligde Galatasarayı üst üste Şampiyon yaparak, bir yenisi için planlar yapan teknik adam, yani Fatih Terim, bir sabah bakıldı ki Milli Takımında başında. Sonrasında ise malum operasyonlar; Galatasaraydan koparılması v.s.
Her defasında hedefinde çıtayı yüksek tutmak isteyen Terim, bu saatten sonra Milli Takımın başarısı için neler yapacağının hesabı içinde olacaktır. Ama asıl yapması/düşünmesi gereken, bugünün operasyonlarına ileriye dönük planları da eklemek.
Hatırlayın Terim Galatasarayın başındayken yaşanan yabancı oyuncu sayısı konusundaki polemiği Bu ve buna benzer konularda, Terim ile Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) yönetimi bir araya gelmeli ve biraz kafa yormalı. Bugün maç sonucu konuşuyoruz. Futbolumuzda, hayal ile umut arasında gel-gitler yaşıyoruz. Somut adım ise gerçekleri masaya yatırmak, TFF ile Kulüplerimiz arasındaki mesafeleri ortadan kaldırmakla olur. Beşiktaş teknik Direktörü Slaven Bilic ile Fatih Terimin Hollanda maçı öncesi bir araya gelmesi, neler yapılabileceğine dair güzel/somut bir örnek
Twitter/Facebook: ahmetgulumseyen





