Takımlarımızın Avrupa sınavı devam ediyor Fenerbahçe yenilenen kadrosu ile Şampiyonlar Ligi 3.ön eleme turu maçında Salzburg takımıyla deplasmanda 1-1 berabere kalırken, Trabzonspor Avrupa Ligi 3. ön eleme turunda Belarusun Dinamo Minsk takımı 1-0 mağlup etti. Avrupa Ligindeki bir diğer temsilcimiz Bursaspor ise Sırbistan ekibi Vojvodina ile 2-2 berabere kaldı.
Takımlarımızın deplasmanda oynadıkları maçlardaki genel görüntüsü bakıldığında, sahadan gerekli olan skor avantajı ile ayrılmaları göze çarpıyor. Skor kadar yakalanan bir diğer avantaj ise sezon öncesi eksiklerin görülmesi
******
Avrupa arenasında önce Fenerbahçe sahne aldı. Salzburg, oyunun genelinde, daha fazla koşan ve kazanma isteği daha fazla olan bir takım görüntüsündeydi. Teknik Direktör Ersun Yanalın bilinen, sahasından çabuk ve hızlı çıkan, top kayıplarında pres yapabilen bir yapıya sahip oyun anlayışı, bu maçta ancak düşünce de kaldı…
Özellikle, forvet bölgesinde Kuyt ve Webo, orta sahada ise Emre ve Meireles gibi isimlerin top kayıplarından sonra pres yapma özelliklerinin olmaması, Fenerbahçenin üst üste atak yemesi ve Volkanın bu maçta yıldızlaşmasına neden oldu.
Fenerbahçe sanki rakip kalede etkili olabilmesi için kalesindeki golü bekliyordu. Cristian Baroninin maça dahil olmasıyla birlikte, Kanarya arzuladığı oyun anlayışına kavuştu. Üst üste atak geliştirip, cesur oyunu ile rakip kalede daha fazla gözüktü.
*****
Ramazan ayı içerisinde bulunmamızdan dolayı Musa Sowun tuttuğu oruç, yine birilerinin zoruna gidiyor. Gündeme getirdikleri Musanın oruç yüzünden beklentinin altında bir performans sergilemesi yönünde. Açıklamaları ben, art niyet ve ahmakça buluyorum. Halbuki bilimde, orucun hikmet ve yararlarını belirtirken insanın içinde yer aldığı ruh halinde meydan getirdiği lezzet, kişinin fiziksel gücüne de yansıdığı şeklinde
Nitekim Dinamo Minsk takımı karşısında ön plana çıkan isimler kimler oldu; Kalede Volkan, orta sahada Cristian ve Forvette Musa Sow. Hal böyle olunca da Sowa karşı takınılan oruç mevzusu, art niyet ve kör bir değerlendirmekten başka bir manaya gelmemekte…
*****
Trabzonsporun rakibi kendi liginde 4.sırada yer alan Dinamo Minskti. Avrupada ikinci sınavı ve ilk maçın deplasmanda olması, Karadeniz ekibi için avantajları da beraberinde getirdi
Oyunun geneline baktığımızda, her iki takımda kontrollü bir futbol sergiledi. Colman ve Aykutun savunmanın önündeki uyumu, orta sahada Adrianın ağır kalması dikkat çekiciydi. Hal böyle olunca da rakip kaleye daha yakın oynayan Olcan ve Henriquenin pozisyon kısırlığı yaşamasına neden oldu.
Bu maçla ilgili diğer merak konusu yeni transferlerdi. Nitekim 60. dakikada Florent Maloudanın oyuna dahil olması, takımına hiçbir katkı sağlamadığı anlamına geliyordu. Malouda ve Bosingwa gibi yeni transferlerin belki bonservisleri ellerinde olmasından dolayı, para yönünden de takıma katkı sağlayacak olması avantaj gözükebilir ama, daha da önemli olan takımın golü düşünmesi ve tempo yakalayabilmesi. Bu konuda iş teknik direktör Mustafa Reşit Akçaya düşüyor. Mutlaka skorunun 3-4 olması mı gerekiyor Aykut Demir, Aldülükadir Özdemir gibi gençlerin oyuna girmesi için Bu gençlerin daha fazla sahada yer alması, oyun ve skora da büyük katkı sağlayacaktır.
BAŞSAĞLIĞI Yazar, Şair ve fikir adamı Mustafa Miyasoğlu hayata veda etti. Necip Fazıl düşüncesini yaygınlaşmasına büyük katkı yapan değerli büyüğümüze Allahtan rahmet, sevenlerine sabır ve başsağlığı dilerim.





