Arkadaşlarımız davranış bozukluğu gösteren (otizmli) çocuklar üzerine çalışıyorlar. Kendilerinin bir temennisi var; Keşke tüm çocuklar sağlıklı olsa da bizler işsiz kalsak. Ama olmuyor. Herkes kendine göre bir imtihandan geçiyor. Tıpkı bizlerinde, karmaşık bir yapıya bürünen spor gündeminde şahit olduğumuz tuhaf olaylar gibi
Bazen düşünüyorum da sporumuz önceden bu kadar kirli değildi. Etik kural, saygınlık gerektiren bir duruş vardı. Bizlerde otizmli çocuklarla çalışan arkadaşlarımız gibi benzer, iyi dilekte bulunuyoruz zaman zaman; Keşke spor özü gibi kalsa, bu kadar karmaşık bir yapıya bürünmese de bizlerde biraz sporu bilimsel tarafıyla ilgilenip, yazabilsek
Ama maalesef olmuyor. Süreç ve tabloya bakıyorsunuz da Ortada karmaşık bir yapı ve o kadar yanlış yansımalar var ki kendi kendinize sessiz kalınmaması gerektiğine kanaat getiriyoruz.
İşte Milli Güreşçi Rıza Kayaalpe yapılan linç girişimi. Ülkemiz için hem başarılı sporcu yetişmiyor yakıştırması yapılıyor, yetişeni ise yok etmeye çalışıyoruz. İşin gerçekle uzaktan da ilgisi olsa gam yemem. Güya başarılı sporcu twitter hesabı üzerinden Gezi Parkı eylemlerine katılanlara ırkçı söylemlerde bulunmuş.Vay efendim böyle bir sporcu bunu yapabilir miymiş!
Twitter kullanıyor musunuz, bilmiyorum ama kullananlar bilir. Her geçen gün yaygınlaşan bu sosyal medya ağı üzerinden sahte hesap açmak çok kolay. Başkasını karalama, bir örgüt gibi çalışma (Gezi parkı olaylarında buna şahit olduk) imkanına sahip olunabiliyor.
Aile yaşantısı ve sportif başarılarıyla ülkemize sayısız madalyalar kazandıran Mili güreşçimiz, bugünlerde bazı gazeteci diye geçinen şahıslarca saldırıya uğruyor; Irkçı bir sporcunun Türk Sporunda işi olmamalı
Milli Güreşçi, sahte olmayan kendi twitter hesabından adimla gonderilen tweetlerin sahibi “rizakayaalpriza” hesabi bana ait degildir diyor. Ona rağmen kendilerine gazetelerinde köşe edinenler (reklam olmaması için isimlerini yazmayacağım) çıkıp Milli güreşçiye ırkçı söylemler yapıyor yakıştırmasında bulunuyorlar.
Şimdi, soruyorum sizlere? Ülkemizi Dünya minderlerinde başarıyla temsil eden Milli Güreşçiye yapılanlar da bir ırkçılık hareketi kapsamına girmiyor mu?
Bununla ilgili Güreş Federasyonu niçin sessiz kalıyor! Başkan Hamza Yerlikaya, Türkiyenin medarı iftiarı güreşçimiz Rıza Kayaalpı da yanına alarak linç girişimine karşı bir açıklama yapmalı. Yok eğer, bu tür saldırılan her zaman yapılıyor, söylenenleri biz ciddiye almıyoruz deniliyor ise, o zaman kimsenin yaptığı/söylediği yanına kâr kalmaması adına, yazılanların muhatapları hakkında yasal işlemler başlatılmalı!…
UEFA RESMEN DALGA GEÇİYOR
3 Temmuz sürecine yönelik şike iddialarıyla Disiplin Kuruluna gönderilen Fenerbahçe 2+1, Beşiktaş 1 yıl Avrupa kupalarından men edildi.
Kimden geldi karar; UEFAdan. Karar sürpriz mi; Değil. Öyle ise sormak istiyorum; Bu gelişme niçin tuhafımıza/zorumuza gidiyor!
Şimdi ne olacak; Kulüplerimiz bir üst mahkemeye gidecek. Sonuç değişir mi? Şahsıma sorarsınız, değişen fazla bir şey olmaz. Çünkü Avrupa Maçları Kuraları çekilip fikstür belirleniyor.Üst mahkemeden çıkacak aksi kararlar, UEFAnın tüm hesaplarını altüst eder.
Bir de işin aması var? O ise UEFAnın cezasını Kulüpler düzeyinde vermesi. Şimdi karşımıza çıkan soru; İsimler üzerindeki ceza ne zaman verilecek? O biraz zaman bırakıldı gibi…
İşte, o zamana bırakma eylemi, inanın beni çok rahatsız etti. UEFA Ceza Kurulu bu tür uygulama ile (Kulüp ve İdarecilere verilen cezanın ayrılması) Resmen Türk Futbolu ile dalga geçiyor denilebilir!
Ben bir hukukçu değilim ama Gazetemizin köşe yazarı aynı zamanda kendisi iyi bir hukukçu olan Ali Karahasanoğlu, dünkü yazısına Yıldırıma el çektirme var da Kocasakala niye yok? başlığını atmış. Fenerbahçe başkanına verilen Yıldırım hızında ki ceza onunda dikkatini çekmiş.
İnsan yine düşünmüyor değil; 5. Asliye Mahkemesinde çıkan Aziz Yıldırım ve diğer yönetim kurulu üyelerinin, UEFAdan çıkan kararla aynı tarihe denk gelmesi tesadüfi mi yoksa işbirliğin bir neticesi mi?
Bu sorunun yorumunu da hukukçulara bırakalım!….
Twitter:ahmetgulumseyen





