Futbolda Milli Takım haftası yaşadık. Tüm beklentiler, Adorra ve Macaristan maçlarından alınacak galibiyetler sonucu, grupta en iyi ikinciliği yakalayıp 2014 Dünya Kupasına gidebilmek.
D Grubunda rakiplere gol dahi atma başarısı gösteremeyen Andorra karışında, gol yemeden aldığımız 2-0lık galibiyet, oysaki nasıl umutlandırmıştı, bizleri. Bu beklenti sadece skorla sınırlı olunca, haklı olarak asıl çetin ceviz Macaristan oldu.
1998 yılından buyana üst üste oynadığı maçları kazanmamayı takıntı haline getiren ekibimiz açısından, Macaristan karşılaşması da bir yenisi mi olacak, düşüncesine katılmamak kaçınılmaz olabilirdi. Nitekim de korkulan oldu ve taç atışından başlayan pozisyonda evlere şenlik gol, 2 puanla birlikte beklentilerin de kaybolmasına neden oldu.
Oysa ki maça iyi başlamıştı Ay-yıldızlı ekibimiz. Sahada ki kadro kadar, tribünlerdeki seyircide sonucu etkileyecek görevi üstlenenlerin arasındaydı. Onların tribünden verdiği destek, rakip kalede üst üste pozisyon bulmak için adeta artı güç oldu. Alper, Arda ve Nuri ile iyi organize olan orta sahamız, Burak ve Umutın rakip kalede pozisyona girmeyi kolaylaştırdı. Bizde her defasında eksik olan, gol vuruşlarında ki (kimse alınmasın ama) beceriksizlik, skor tabelasının aynı kalmasını sağladı.
Rakip kalede gol kaçırma hastalığı nüksedince, rakip tabii ki boş durmayacak. Macaristan 23.dakikada kaçırdığı, dahası kalecimiz Umut ve kale direğimize takılması birazda şansın bizde olduğunun da görüntüsüydü.
Her takıma, her zaman lazım olacak bir etkili lider gerekecekti. Macaristan karşısında bu görevi üstlenen isim Arda oldu. Maçın ikinci yarısında deyim yerindeyse orkestra şefi gibi yönetti takımı. Başarılı oyuncunun alda at dediği pozisyonların sadece birini değerlendiren Burak, takımızı 1-0 öne geçirdiği dakikada oysaki ne kadar da yüzümüzü gülmüştü. Ama gönlümüz halen endişeliydi. Tabii bunda geçmişten gelen kolay gol yeme alışkanlığının izleri vardı. Nitekim korkulan oldu ve rakip kalede kolay kaçırdığımız gollerin bir benzerini, bu kez savunma hatamızın sonucunda kalemizde gördük.
Yazımızın girişinde ifade ettiğimiz gibi gelinen nokta malum; Dünya Kupası rafa, ortaya konan futbolun, skora yansıtılması umutları bir başka maça kalmıştı.
Bundan sonra ne olur?Bu sorunun cevabı ancak takımın teknik kurmayının başarı/başarısızlık karnesinde yazılı. 2012 Avrupa Şampiyonası elemelerinin bitiminde Hollandalı Hiddinkin yerine göreve getirilen Abdullah Avcının karnesine bakmak gerekecek. 6sı resmi olmak üzere 15 karşılaşmada 6 galibiyet ve 7 yenilgi alan Avcının karnesinde ki ibre eksiyi gösteriyor. Hal böyle olunca da sorgulama başlayacak tabii ki Gitsin mi, kalsın mı? Ve yine gündem gelecek; Bir şans daha. Duygusal tarafımız sağlam ya, bu söylentilerin Ligin kızışması, 6 Eylülde oynanacak Andorra maçına kadar futbolda Milli duyguların 6 ay daha ertelemesine neden olacak.
Bulvar Basınımız (pardon) spor basınımız yine suni gündem oluşturmaya başladı bile; Milli Takım için favori isim Şenol Güneş. İnsanın diyesi geliyor Daha da ne(!) Güneşin bu tür bir maceraya girmesinin akılla ifade edilecek bir tarafı olamaz (1) Şuanda Abdullah Avcı isminin yerine alternatif aramak, içimizde gelgitler/yaşayan futbolumuzun Milli takım düzeyinde düzeltilmesini beklemek, mantıkla ifade edilemez. (2)
Peki gelinen durumu Teknik Direktör Abdullah Avcı nasıl değerlendiriyor; temkinli. Dedik ya bu hastalık sadece Milli Takımımızda değil kulüplerde de yaşanıyor; Teknik olarak duran ve kale sahasına indirilen yan toplar.Sonuç kayıplardayız.Avcı ne diyor; Az da şansımız var. Bunu sonuna kadar zorlayacağız. Kalan 4 maçı kazanmaktan başka çaremiz yok.
Evet, bir Milli Takım masalı daha altı aylığına bitti. Grubumuzda şansımız elbette ki yok denecek kadar. Geçici mutluluklardan ziyade, kalıcı başarılan için yola koyulmak gerek. Bu sadece ülke takımıyla mümkün değil. Bunun kurtuluş reçetesi ligde ki takımlarımız ve gurbetçi oyuncularımızın performansının iyi olmasına bağlı. Toplama isimlerle, birkaç gün kamp yakarak, yeni bir başarı ivmesi yakalamak zor. Başarı ancak, oyuncuların takımlarında kişisel becerilerinin ön plana çıkarıp ve hataların en aza indirerek gerçekleştirmek mümkün olacak. Andorra ve Macaristan maçları, bunu bariz olarak bizlere gösterdi.
E-mail: gulumseyen@hotmail.com Twitter: ahmetgulumseyen





