Çocuklar Dünya’ya merak ederek ve duygularını açıkça yaşayarak gelirler. Eğer ağlamak isterlerse ağlar, kahkaha atmak isterlerse kahkaha atarlar, konuşmak isterlerse konuşurlar.
Çocuklar bu güdülerini kimsenin, özellikle anne babasının baskısı altında kalmadıklarında sürdürürler. Fakat aileden biri onu olumsuz bir şekilde eleştirirse, yargılarsa, küçümserse, susturmaya çalışırsa bu çocuk için yavaş yavaş özgüveninin yok olmasıyla birlikte içine kapanık, sessiz bir birey olmasına neden olur.
Çocuklara, her zaman anne babası ile konuşmaları gerektiği anlatılmalıdır. Her türlü duyguyu yaşamalarına izin vermeli ve bu duyguları yaşamanın normal olduğu mutlaka küçüklükten itibaren söylenmelidir. Örnek vermek gerekirse bir erkek çocuğu ağladığı vakit “Erkek adam ağlamaz” gibi doğru olmayan cümle ve düşüncelerden çocuklarımızı uzak tutmalıyız.
Duygulardan bahsederken aklıma “Inside Out” adlı film geldi. Filmde duyguların zihnimizi kontrol ettiğinde yaşanabilen durumlardan, her daim neşeli olamayacağımızı üzüntü gibi duyguları hissetmenin de bizler için olduğunu aynı zamanda bunların sonucunda duyguların bizi değil bizim duyguları kontrol altına almamız gerektiğinden bahsediyor.
Filmde anlatıldığı gibi gerçekten de her duygu bizim için. Eğer çocuklara duygularını yaşamaya izin verilmezse, psikolojik sorunlarla karşı karşıya kalabilirler.
Susturulan çocuk, her zaman susar. Konuşmaya, kendini ifade etmeye korkar. Sonucunda yine psikolojik sorunlar baş gösterir. Bunun önüne geçmek için ise çocukla, sağlıklı bir iletişim kurmak ve duygularına ket vurmamak gerekir.





