“Her dinin (kendine özgü) bir ahlâkı vardır. İslam ahlâkı (nın özü) hayâdır.” “Arsızlık nerede ve kiminle olursa olsun çirkinleştirir, hayâ ise nerede ve kimde olursa olsun zarifleştirir.” “Şüphesiz Yüce Rabbimiz hayâ sahibi ve cömerttir. Kulu (dua etmek için) O’na ellerini kaldırdığı zaman, o ellerini boş çevirmeden hayâ eder. Resulullah şöyle buyuruyor; ‘Her doğan fıtrat üzere doğar. Sonra anne babası onu Hristiyan, Yahudi veyahut Mecusi olarak yapar” “Allah halimdir, hayâ sahibidir, kusurları örtendir. Hayâ ve örtünmeyi sever. Biriniz guslettiğinde, kapalı yerde yıkansın.” “Erkek erkeğin, kadın kadının avret yerlerine bakamaz. Bir örtünün altından, erkek erkeğin, kadın kadının tenine dokunamaz.” Hz. Aişe (r.a.) anlatıyor; “Allah ilk muhacir kadınlara rahmet eylesin. Allah, “Başörtülerini yakalarının üzerine kadar salsınlar” (Nur Süresi 24/31) ayetini indirilince, onlar dışarıda giydikleri uzun) elbiseni kenarından kesip (elde ettikleri parça ile) derhal başlarını örttüler.” (Hadislerle İslam-Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları)
SPORU YIKIM ARACI OLARAK KULLANMAK
Allah (cc), cinsiyet konusunda Hucurât süresinin 13. ayetinde buyuruyor; ‘Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık, tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere ayırdık, Allah katında en değerli olanınız O’na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir, her şeyden haberdardır.’ “Elçiler ‘Ey Lût! Biz rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla dokunmayacaklar. Sen gecenin bir vaktinde ailenle birlikte yola çık. Eşin hariç, sizden hiç kimse geride kalmasın. Çünkü onların başına gelecek olan, şüphesiz onun başına da gelecektir. Onlar için belirlenen zaman, sabah vaktidir. Sabah da yakın, değil mi?’ dediler.” “Emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik ve üzerine sağanak halinde, Rabbin katında işaretlenmiş taşlar yağdırdık. Böylece cezalar zalimlerden hiç eksik olmaz.” (Hûd Suresi 81-83) Sporun ‘günümüz’ süreci, kendi içinde ve ‘afet’ pozisyonunda, çocuk ve gençliğin üzerinde manevi yıkımı göstermektedir. Sporcunun giydiği kıyafetten, antrenör seçimine, toplumsal cinsiyet eşitliği adı altında gerçekleştirilmeye çalışılan sapkınlıktan, sporcunun genetik yapısını bozabilecek ağır antrenman ve sportif yarışmalardan, sporda taciz olaylarına kadar, akla-hayale-hayâya gelmedik olayların yaşandığı ve adına ‘spor’ denilen bir ‘dünyanın’ içerisine çekilmek isteniyor, çocuklar ve gençliğimiz.
‘ALLAH’IN DİNİNİ YÜCELTME GAYRETİ’
Söylediklerimiz abartı gibi gelebilir ama, en basitinden, bilgisayar, akıllı cep telefonu kullandığımızı varsayarsak, Google gibi arama motorlarına ‘spor ve taciz’ yazdığınızda, bu kadar da olmaz diyeceğimiz ve ayıplayacağımız bir tabloyla karşılaşacağınızdan emin olabilirsiniz. Bu sürecin oluşmasında, sporun içinde yer alan ve sessiz kalan herkesin sorumluluğu var. Kısa sürede önlemler alınmaz ise, batıl anlayışın ‘taşeronluğunu’ yapan sözde spor adamları, kurum ve kuruluşlar, çocuk ve gençlerimiz ‘spor’ adı altında ‘felakete’ sürüklenmeye devam edecektir. Peki, ne yapılmalı? Malazgirt Zaferi’nin yıldönümünün kutlandığı şu günlerde, Cuma hutbesinin bu haftanın konusu ‘Allah’ın Dinini Yüceltme gayreti’ idi. Hutbede ‘Birliğimizi, dirliğimizi ve kardeşliğimizi her türlü menfaatin üstünde tutarak koruyalım. Vatanımızın her karış toprağını ve milletimizin her bir ferdini korumanın boynumuzun borcu olduğunu unutmayalım’ ifadeleri dikkat çekiyor. Bakın, tarihi zaferlerle dolu ülke insanımıza, spor aracılığıyla, inandığıyla yaptığı arasında çelişki oluşturarak, kültüründen uzaklaştırıp, dininden soğutuyorlar. Bulanık suya kapılmamak için, ayet ve hadisleri hayatımızın kıyısı veya köşesinde değil de, direkt merkezinde olması gerekiyor. Allah (cc) buyuruyor; ‘Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın; bölünüp parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın.’ (Âl-i İmrân-103)





