Tarihi olduğu gibi yaşayan cesur yürekli yazarların, kitaplarına düştükleri notlarla İsrail’in Filistin’e uyguladığı işkence ve zulmün ne bugüne, ne de düne ait olmadığını, çok öncesine dayandığını, kaynaklara bakarak anlamaktayız!…
Peki, şu anki senaryo-uygulama nasıl izah edilebilir! Zalim-gözü dönmüş canavar benzetmesinin bile az kalacağı bir kimliğe bürünen İsrail’in, Müslüman ülke konumundaki Filistin’de yaptığı katliam, dünün ‘aynen’ devamı…
Müslümanlara yapılan bu zulüm-işkence ve ölümler karşısında niçin gerçek manada hassasiyetimizi ortaya koyamıyoruz?
Bunları dillendirirken, konu ile ilgili rahmetli babamla yaşadığım hatıra geldi aklıma… Babam, Bosna’da, Filistin’de Müslümanların yaşadığı zulme televizyon ekranlarında şahit olurken, canilerin komutanları için sesini yükseltiyor, ‘Şu zalimin alnının ortasına bir kurşun sıkan mert bir insan yok mu şu ülkede?..’ diye soruyordu.
İslam aleminin kanayan yarasına parmak basma adına içinden gelmiş ‘başkaldırıydı’ babamınki… Kendine ‘Baba müsaade et, yarın gideyim başkalarından beklediğin o görevi ben yerine getireyim…’ sözü karşısında, az önce ‘zalimlere ölüm’ manasıyla yankılanan ev ortamı, bir anda sessizliğe bürünüyordu. Çünkü ‘Ama oğlum…’ diye başlayıp, ‘vicdanların nefislere’ teslim olmasına neden olan mazeretlerden dolayı, tepkiler sadece sözde kalıyordu. Yalnız babam değil, biz de nefsimize teslim oluyor, geçmişten günümüze gelen zulme sadece seyirci kalmakla yetiniyoruz…
Her Müslüman, zalimin
zulmü karşısında elbette ki sessiz kalmamalı…
Elliyle-diliyle-yüreğiyle bu seferberliğe katılmalı. Biz inananlar,
tarihin her sürecinde gözü kana bürünmüş, yakıp-yıkmak-öldürmeyi
kendilerine bir hak olarak gören zalimler karşısında bir varlık
gösteremeyişimiz, vicdanlarımızın körelmesinden başka ne manaya gelir!
Sessizliğin teslimiyet anlamına geldiği bir dönemde, gerçekleri
haykırmanın da artık bir yere kadar işe yaradığını görmekteyiz…Bu
satırları yazdığımız anda kim bilir Gazze’ye kaç bomba daha düştü, kaç
günahsız insan şehit oldu…
Filistin’de devam eden vahşet o kadar yüksek boyutlara ulaştı ki, o bölgedeki insanlığın ne direnecek gücü, ne de mecali kaldı…BunlarI söylerken, rahmetli Bosna Başbakanı Aliya İzzetbegoviç’in, Sırp zulmü yaşanırken söylediği sözleri yankılandı beynimde; “Düşmanlarımız burada, dostlarımız nerede!”..
Filistin’de
bunlar yaşanırken, yaşananların bir ‘oyun’ değil, ‘katliam’ olduğunu ne
zaman anlayacağız. Yoksa yaşananlar karşısında sesimizi çıkarmayıp,
vahşetin seyircileri kimliğiyle mi tarihteki yerimizi mi alacağız?
Susarak çocuk-kadın-yaşlı demeden din kardeşlerimize yapılan insanlık
dışı olaylarla bakmakla yetineceksek, Cenabı Hakk’ın Kur’an-ı Kerim’inde
Tevbe Sûresi 29’uncu âyette belirttiği; “Kendilerine kitap
verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah ve Resûlü’nün
haram kıldığını haram saymayan ve hak dini kendine din edinmeyen
kimselerle, küçülerek elleriyle cizye verinceye kadar savaşın” ilahi
mesajı, nefsimize ağır geldiği için idrak etmemenin gafletini mi
sürdüreceğiz!…
SPOR CAMİASININ CESURLARI…
Ramazan-ı Şerif’in sonlarına geldiğimiz şu günlerde DUALAR arşa kadar yükseldi. İnsanlık-samimiyet ve vefasının en çok muhtaç duyulduğu anlarda burkulan yüreklerin sesleri daha çok çıkmaya başladı. O isimler arasında spor camiasında yer alanlar da vardı. Yaptıkları her hareket, söyleyecekleri her içtenlik dolu mesajları belirli kamuoyunu temsil ettikleri için bir çok manayı bir arada taşıyor…
Müslümanlığımızla övündüğümüz ülkemizde Boğaziçi Yüzme Yarışları tarihini ertelemek yerine Ramazan’da yapan anlayış bir yana… İrlanda’da düzenlenen yelken şampiyonasında Belediye Meclisi üyesi ve siyasetçi Hugh Lewis’in İsrail’in bayrağını indirmesi, Fenerbahçe’nin başarılı yıldızı Moussa Sow’un Gazze’de olanların kendisini çok üzdüğünü belirterek ‘Onlara dualarımızı eksik etmeyelim. Ben de dua ediyorum. En kısa zamanda bunun sona ermesini istiyorum’ sözleri… Trabzonspor Kulübü Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Olağan Mali Genel Kurulu’ndaki konuşmasına “Gazze’de dünyanın gözü önünde çocukları dahi katleden gözü dönmüş insan müsveddelerine lanet yağdırıyorum” şeklinde başlaması, vicdan sahibi olan herkesin katil İsrail’in insanlık dışı Filistin vahşetine, sorumluluk yüklü başkaldırısıydı…





