İnsanın var olmasının bir sırrı olmalı. Nedir o sır? Bizleri yoktan var eden yüce Allah’a bağlılığımızı yansıtan ibadet.. ‘Elhamdülillah Müslümanız’ diye başlarız sözlerimize, fakat yaşantımıza baktığımızda inancımızın gereğini yerine getirmekten ‘bihaber’. Bizleri yoktan var eden Allah’a olan bağlılığımızın, şükür ve hamd manasının bir karşılığı olmalı! İmanın şartlarında yapılması gereken bu ibadetler apaçık belli…
Peki, bu ibadetleri yapmanın ölçü-derecesi ne olmalı? Sahip olunan imanın derecesi… Burada önem arz eden yapılan ibadet ise, bir o kadar o kutsal görevin devamlılığı da önemli.
Bir önceki yazımızı ‘Tolga’nın ibadeti…’ ara başlığı ile olarak tamamlamıştık. Beşiktaş ve Milli Takımımızın başarılı kalecisi ile yapılan özel bir röportajının ‘Namaz kılmadığım için geçmişte bazı yöneticiler tarafından eleştirildim..’ şeklinde başlayan sözlerinin manası, başarılı kalecinin sadece kendisini değil, sporu kendisine meslek edinen futbolcu, basketbolcü, kısacası sayıları milyonları bulan, dinine bağlı diğer kişileri ilgilendiriyor.
Konu ‘inanç’, ‘ibadet’ olunca, ‘sporu bir amaç değil, bir araç olarak gören’ bizlerin, bu satırların sorumluluğu ile ‘ibadet’ konusuna vurgu yapmamak olmazdı… İnsanın imanından sonra gelen en önemli unsur ibadettir. Onun da ilk sırasında namaz gelmekte.
Attığı golün sevincini kendisini yoktan var eden Allah’a olan bağlılık derecesini spor kamuoyu ile paylaşmak isteyen oyuncular yok değil. Bu sezon en çok gündeme gelen isim Fenerbahçe’nin başarılı oyuncusu Musa Sow. Yaptığı her güzel hareketin sırrını, Allah’ın kendisine bahşettiği bir yetenek olarak yorumlayan oyuncu, bunun karşılığı olarak saha ortasında ‘secde’ etmesi, karşılıklı sevgi, hoşgörü ve tutkunun bir mesajı…
Kayseri Erciyes maçında kaçan her golden sonra Musa’nın gözyaşları ise karakterinin, diğer ifadeyle ‘inancının’ kendisine yüklediği sorumluluğun bir karşılığıydı. Fenerbahçeli oyuncunun tıpkı kendisi gibi Müslüman olan Diomansy Mehdi Kamara, Demba Ba, İssiar Dia ile Umre ziyaretleri, futbolla kamuoyuna güzel örnek teşkil edecek hareketlerdi.
Sahip olduğu imanı, yaşantısına uyguladığında neler başarabileceğine anlamlı bir örnektir Musa Sow. Tolga, ‘ibadet’ konusunda yaptığı açıklamalarla konunun hassasiyetini gündeme getirmekle, anlamlı bir mesaj vermiş oldu…
TFF’NİN LİG TAKVİMİ!
Oruç, Namaz ve Hac dendiği zaman akla ilk gelen isim Musa Sow değil tabii. Musa gibi inancı gereği ibadetini aksatmak istemeyen liglerimizde çok sayıda sporcu var. Sahada efor sarfeden oyuncu gibi, futbolu bir eğlence olarak görüp, tribünlere koşan ‘seyirciler’ var.
Halkın tamamına yakını Müslüman olan ülkemizde, halen ibadetin hassasiyetini tam olarak idrak edemeyen yöneticiler var… Bu kurumların başında Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) gelmekte. Ramazan ve dini bayramlarda maç saatlerine, futbolseverin beklentisine bir türlü ‘ayar’veremeyen yetkililer, her defasında eleştiri odağında. Kendilerinin savunması ise ‘Bir sonraki sezon’ şeklinde oluyor.
TFF, 2014-2015 sezonunun maç takvimini hazırlarken, konunun hassasiyetini dikkate almalı. Aksi takdirde, futbolseverin manevi değerlerini hiçe sayarak yine ‘bombardımana’ uğrar. Eğer önceki yıllarda olduğu gibi ‘Gelecek sezon ayarlanır diye..’ mazeret ileri sürerse, hiç kusura bakmasınlar diğer yönetimler gibi kendilerinde ‘art’ niyet aranır. Neden? Yabancı oyuncuların inançları gereği yılbaşını (noel) ülkelerinde kutlamaları için ligin ilk yarı takviminde oynama yapılıyor, benzer uygulama (ayarlama) Müslümanların hassasiyetine göre yapılmıyor ise, bunun adı ‘art’ niyetten başka ne olabilir!
YILDIZLARIN KURTULUŞ REÇETESİ
Yazımızı, bir dönem Fenerbahçe forması giyen ve seccadesini hiç yanından ayırmayan Nicolas Anelka’nın, yine geçmiş dönemlerde Galatasaray forması giyen ve bir hafta sonra Dünya Kupasında izleyeceğimiz Ribery için ‘geçmişte’ safettiği sözlerle tamamlayalım; Galatasaraylı Ribery’nin Müslümanlığı seçmesi benim için sürpriz olmadı. Sadece Fransa’da değil, Dünya’da bir çok insan Müslümanlığı seçiyor…
Twitter-facebook: ahmetgulumseyen





