Galatasaray ile Fenerbahçe beklenen derbide karşı karşıya geldi. Maçın sonucundan çok konuşulan her zaman ki gibi hakem kararları ve oyuncuların üstlendiği ‘roller’ oldu. Başrollerde kim vardı dersiniz; Melo ve Emre…
Sahada olup bitene göz yuman maçın hakemi Bülent Yıldırım, iyi niyet taşımayan oyunculara kayıtsız kalınca, ortaya konan futbol, kalitesi bakımından adeta sınıfta kaldı.
Derbi maçının önüne hakem kararları geçiyor ise siz o mücadeleden kalite beklemek hakkına sahip olamazsınız. Peki, sadece suçlu hakem mi?
Diyelim mücadeleyi yöneten Bülent Yıldırım faul yapılan pozisyonda düdük çalma, rengi ‘kırmızı’ olması gereken kartı çıkarma, medeni cesareti gösteremedi. İşte o zaman oyuncuların ‘hakemi’ baskı altına alma ‘şovları’ devreye girer ki (bu hafta sonu onaylandı) o an sahada ki mücadelenin adı ne spor olur, nede oyunun sergilendiği yer futbol sahası!..
Türk Telekom Arena’da yaşanan futbolun çirkin yüzünü ‘garipsemedik’ desek inanın abartmış olmayız. Her iki ekibin önceki maçlarına bir bakın, ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılacaktır. Son maç sadece bu tezin tescili oldu…
*****
Galatasaray açısından kötü gidişata dur demek için derbinin önem taşıması, ‘Fenerbahçe’nin şampiyonluğu’ derken konuşulacak bir şey kalmayınca, maç normal şartlarda oynanmadı…
Karamsar olarak görünen bu tablo, maç sonucu olarak ev sahibi ekibin bulduğu tek golle sonuçlandı. Peki, bunun tam tersi olsa ve Fenerbahçe sahadan galip gelseydi neler olurdu! Bu soruyu bir başka şekilde soralım; Galatasaray golü oyunun hemen başında bulmasaydı!
Maç kazanma adına ev sahibi ekip Sneijder ile iyi bir iş başardı. Ama, futbolun sadece netice ile sınırlamak göz ardı edilmemesi gereken doğruların hiçbir zaman gölgede bırakamaz!
Peki, nedir o doğrular?
Hemen hemen tüm derbi maçlarında, tribün baskısı altında kalan hakemlerin kararlarında ‘inisiyatif haklarını’ ev sahibi ekip lehine kullanmasını görmekteyiz. Tıpkı Bülent Yıldırım gibi…
Diğer konular ise saha kenarındaki teknik adamların sahaya müdahalesi. Mancini’nin atılana kadar Melo’yu oyunda tutması hata ise, bir o kadar hata ise Ersun Yanal’ın Salih’e forma şansı vermemesi. Webo’nun 88. dakikada oyuna sokulması ise sorgulanması gerekenlerden!
*****
Bir iki futbolcunun yapmış olduğu ‘agresif’ tavırlar, bakın nelere mal oluyor? Sarı-kırmızılı ekibin Melo isimli oyuncunun, Emre’nin kırmızı kart gördükten sonraki veya kendisinin atıldığı pozisyon sonrası ‘tribünleri tahrik edici’ hareketlerini, takım yöneticileri nasıl açıklayabilir.
Selçuk’un oyundan çıkarken RobertoMancini ile girdiği diyalog…
Bunu da geçtik, tribünlerin çirkin ve kötü tezahüratları sonrasında alması beklenen bir maçlık seyircisiz maç oynama cezası…
Fenerbahçe cephesinde ise Emre’nin kırmızı kart görmesi fazla konuşulmuyor. Sebebi ise takımın ‘prestijden’ öte şampiyonluk yolunda önemli bir kaybının olmamasından kaynaklanıyor.
İşte böyle bir derbi seyrettik. Bize düşen ne olabilir; futbolun özünü yansıtmayan oyunun senaristlerini tebrik etmek gerekiyor. ‘Eserinizle gurur duyun’ derken, vicdanlarıyla nasıl hesaplaşırlar! İşte o hesaplaşmayı kendilerine bırakalım.
****
Twitter-facebook: ahmetgulumseyen





