Doğru ve Etkili Reklamın Adresi
Alış Satış

Euro 2,327 2,3142
Dolar 1,8324 1,8223
Sterlin 2,8965 2,8794
 
BaŞakŞehir TV
 
Ubeydullah YAVUZ
meçhul son!
8 Mart 2011, Salı  13:5 Karakter Boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Son bir aydır dünyayı yakından ilgilendiren, İslam milletine sahip, ecnebi diktatörlerin yönettiği ülkelerde patlak veren halk ayaklanmasını bilmeyen yoktur. Millet olarak bilmediğimiz, konuşmadığımız konu olmadığı için, her platformda engin düşüncelerimizle insanları bilgilendiriyoruz. Dünya’yı bu kadar ilgilendiren ve temelleri yıllar öncesine varan bu mühim olayın mahiyetini bilmemize gerek yoktur, biz yine de yaparız yorumumuzu, kurarız kurgumuzu.

 

Dostlarla, konunun uzmanı gibi bu mühim olayı tartışırken, onlarca birbirinden ayrı yönlere giden düşünce, onlarca komplo teorisi çıktı ortaya. Bu hastalığın pençesine ne zaman düştük bilmiyorum ama millet olarak olaylara düz bakamıyoruz maalesef. Herhangi bir olayın görünen sebeplerinin arkasında farklı bir şeyler aramadan kabul etmemiz neredeyse imkânsız olmuş.

 

Bunu daha önce de yaşadık. Başbakanımız Davos’ta katıldığı bir panelde moderatörün elini tutarak sarf ettiği ’’ one munite’’i herkes kendince kurgulayarak değerlendirmişti.

 

Başbakanın yüz ifadesine görünce; ‘içi ne kadar da yanmış, şimdi tokatı yapıştıracak’ dedim ben mesela.( Allah biliyor ya bunu dilemiştim). Bazılar da;  ‘önceden kurgulanmış bir oyunun perdeye konmasıydı’  demişlerdi, hatırlarsanız. Hala da konuşulur.

 

‘Milletin geçirdiği büyük travmaya bakacak olursak, bugünkü bu kuşku hastalığını az da olsa anlamak gerek’, demek te işi çözmüyor. Bunu, böyle basit bir iki tespitle anlatmak kolay değil.

 

Bu kuşku öyle bir hal aldı ki, en basit olaylarda bile, arkasından bir şeyler bekler olduk.

 

Dar bir anımızda yardımımıza koşan dostumuzdan şüphe etmekten tutunda, memleketin en ücra köşesinde meydana gelen basit bir tarla anlaşmazlığının arkasında bile devlet oyunları arar olduk.

 

Canımız yandığında, dostumuz sadece bizi sevdiği için yardımımıza koşamaz mı? Çalıştığımız işyerinde aldığımız bir iltifat, bir içtenlik taşıyamaz mı? Yapılan ufak bir ikram Allah rızası taşıyamaz mı mesela? Taşımıyor maalesef. Hastayız çünkü.

 

Bu hastalığın bir serüveni var tabi. Doğru nesli yetiştirecek, doğru insandır. Önce onu kaybettik.

 

Yalan basit gösterildi, o kadar sevimli kılındı ki adına pembe denildi hatta. Ev, iş, okul, sokak ayırmadan herkesin kalbine o pembe buseyi kondurduk.

 

Pembelik, zamanla aslına dönerek karardı, kapkara oldu. Yalan söyleyen karşısındakine güvenebilir miydi? Bir kuşku seliyle yaşama tutunmaya başladık. Herkesten, her şeyden kuşku duymaya başladık. Gözlerimiz, duygularımız, kalplerimiz sislendi. Sisli havalarda dost düşman, düşman dost oldu.

 

Güvensiz ortamda yetişen bir kimse, dolayısıyla kimseye güvenemez. Basit bir olayın arkasından bile bir şeyler arar olur. Bu belli bir süreç ile oldu kuşkusuz. Çoğu zaman başlangıç noktasına bakarak netice tahmin edilebilir. Sonra ki aşamayı bende herkes gibi merakla bekliyorum.

 

Biri ‘şizofren’ mi dedi yoksa?

Bu haber 2763 kez okunmuştur.
 
Haber  Blog Video Foto İlanlar
Üye Girişi
Nur Emlak
Röportaj
Başakşehirin ilk televizyonu www.basaksehirtv.com adresinde test yayınına başladı.
Yazarlar
Video
Nur Emlak
Sisteme Kayıtlı Günün Ayeti Bulunmamaktadır.

Kaynak Yok

REKLAM   l  İLETİŞİM   l   KÜNYE   l   GİZLİLİK İLKELERİ   l   RSS